Nasıl geçer bu ağrı? Geçeceğinden ümidinizi kestiğiniz ağrılarınız mı var? Size hiç geçmeyecekmiş gibi mi geliyor. Ağrıların Sebebi Nedir? Ağrı Nasıl Geçer? bir bakalım.
Yalnız önce doktora gittiniz, tüm tetkik ve tahliller yapıldı varsayıyorum.
Öncelikle bu bir tedavi tavsiyesi değildir diyorum.
Bazen sebepli, bazen sebepsiz başlayan ağrılar hayat kalitemizi çok kötü etkiliyor.
Ağrı nedir? Ağrı vücudumuzun herhangi bir yerinde meydana gelen bir acil durum sinyalidir. Aksaklığı belli etme haber verme ve farkına varmamıza yardımcı olur.
Ben size sadece yaşadığımı, yaptığımı ve sonucu anlatacağım, ağrı nasıl geçti? Haydi gelin başlayalım.
Ağrı Nasıl Başladı
Size önce ağrı ile nasıl tanıştım onu özetlemeliyim. Bir tetik noktadan çıkıp, dayanılmaz, inleten ve hiç dinmeyen ağrılarla tanıştım . Üstelik belirli bir yeri olmayan ağrılar 2017 de yavaş yavaş hayatıma girdi. Vücudunuzda gezen , sizi uyutmayan ,yorgun uyandıran, uykuda bile geçmeyen ağrılar ile bundan tam 8 yıl önce tanıştım. (2025 martta bu yazıyı yazdım.)
Tabi nedenini bilmiyorum ve doktor doktor geziyorum. Gitmediğim fizik doktoru fizyoterapist, ortopedist kalmadı. Daha saymadığım bir çok dalda doktor gezdim. Bir yandan da internetten araştırıyordum. Bu arada fizyoterapiste gidip kupa ve kuru iyne de yaptırdım. Kısa süreli bir rahatlama sağladı tıpkı kaplıcaların yaptığı gibi. En fazla bir hafta rahat gibi ve sonra tekrar ağrılar başlıyordu.
Bir fizik doktorunun çaresiz bir yüz ifadesi takınarak fibromiyaljiye uyan belirtilerin var demesiyle araştırmalarım bu yönde yoğunlaştı. Fakat her doktor farklı bir hastalık ismi söylüyordu. Miyofasiyel de bunlardan biriydi.
Doktorların neredeyse hepsi beni ağrı kesici ile eve gönderdi. Ben doktorların benle ilgilenmek istemediğini , anlamadıkları için kurtulmak istediklerini düşünüp diğer tüm alakalı alakasız doktorları dolaştım. Sonuç aynı, hüsran. Ne bulduysam okudum araştırdım ağrılarla ilgili. Bir sonuca varamadım araştırmaya hep devam ettim.
En az 3 aydan fazla süren ve geçmeyen ağrılar. Sabahları yorgun ve yoğun ağrı ile uyanmak, ki gezinince ağrının biraz kaybolması, aşırı yorgunluk, tahammülsüzlük. Huzursuz bacak sendromu, huzursuz bağırsak sendromu, uyku bozuklukları ve daha bir çok belirti bende ağrı ile birlikte vardı. Fibromiyalji mi miyofasiyel agrı mıydı neydi bu?
Artık ağrılar dayanılmaz olmuştu.
Büyükşehirlere gidip profesörlere göründükten sonra teşhis alıp bir takım ilaçlara ömür boyu olma şartıyla başlamıştık.hastalığın adını yazmıyorum. Merak edenler için buraya limkini bırakacağım. ilaçlara başladıktan sonra ağrılarımın geçeceğini yatışacağını ummuştum ama hayal kırıklığına uğradım. Ağrılarım da hiçbir değişiklik olmamıştı yüzümdeki kızarıklıklar geçti ve 3-4 ay sonra dökülen saçlarımın yerine yenileri çıkmaya başlamıştı ama ağrılarım da hiçbir değişiklik olmuyordu.
Hastalık Neden Beni Seçti?
Kişisel tecrübelerim ve bizzat yaşadıklarımın ışığında size neden bu hastalığın beni seçtiği hakkında oldukça gerçekçi tahminlerimi söyleyeyim.
Öncelikle ben kendimden çok çevremi ,yani ailem, çocuklarım, kedilerimi düşünen biriyim. İşim , dahil bir çok etkeni hayatımın merkezine almıştım. Bu bir miktar doğru bir davranış gibi görülebilir. Yanlış şu ki; ben önceliklerimi gerçekleştirdikten sonra kendimi ihmal ettim. Ben hep listenin en sonundaydım. Sıra bana geldiğinde orada bırakıyordum. Savsakladım, işim bitti, dedim sıra bana gelince 🙁 işte en büyük hatam buydu! )
Bu beden herkese koşup yetişti, ama kendine gelince sırtını döndü. Umursamadığım bedenim bana küstü. Evet ! umursamadığım bedenimi küstürmüştüm. Hiç dinlemedim ki onu! Herkes doydu ben yemeden doydum, herkes mutlu olunca ben kendini mutlu sandım, herkes gezmek istedi ben yorgunken bile gezmeye itaat ettim, herkes yetiş dedi ben yetiştim. Ama kendime geç kaldım.
Şimdi
Şimdi de nazlı hale gelen bu bedene kulak kabarttım. Sitemlerinde çok haklıydı. Su içmeyi unutur mu insan! yemek yemeyi ya da. Ben unuturdum hep. Yemek hazırlar, servisi yapar, hatta yemeği neredeyse bitirmelerine yakın, anca sofraya oturabilen ben, yorgunluktan, asla doymadan ve herkesi doyurmanın huzuruyla sarhoş bir doygunluk hissederek sofradan kalkardım. Nereye giderdim peki , çamaşır katlamaya, evi yerleştirmeye, ütüleri bitirmeye, bir yerleri silmeye … Bu tatil günümdü üstelik. Ve yarın tekrar mesai rutin işler ama ağır ve geç saatte biten işler..
Sonuç olarak ,ağrılar , ağrılar, ağrılar, sebepsiz dayanılması güç, gezen hayalet ağrılar. Hiç bir tahlilde, görüntülemede çıkmayan ağrılar…Ağrılar yakama kan davalı gibi yapışmıştı. Öyle bir ağrı yok! Hiç dinmiyor! Abartmıyorum uyurken bile hiç dinmeyen o amansız ağrılar, beni yoğurdu, yordu, bıktırdı, hayat tadımı aldı götürdü.
Ağrı İle Mücadeleye Hayat Tasızımı Değiştirerek Başladım
Hayat tarzımı değiştirerek hastalıklarımı nasıl remisyon‘a soktum yani uyuttum? Önce kendimi dinledim. Hareketsizdim. Arabaya bin, işe git, akşama kadar otur, eve gel gene koştur. Koştur dediysem öyle koşmak değil 90 metrekarede yürümek, ayağa kalkmak, az biraz hareket etmek. Bunlara, tekdüzeliğe son vererek başladım değişime.
Önce Spor Dedim
Yürüdüm, sıkıldım. Koştum, sıkıldım. Evde müzikli aerobik yaptım sıkıldım. Oryantel öğrenmeye çalıştım videolardan, beceremeyince:) ondan da sıkıldım. Ama sonunda buldum sporumu. Tenis! Tenisten hiç sıkılmadım. Ondaki sorun da rakip bulmaktaki zorluktu. Kimse oynamak istemiyor! Ben de, 4 metre yüksekliğinde bir duvar buldum stadın bir köşesinde. Geçtim duvarın karşısına aldım topu raketi başladım ufak ufak oynamaya. Oh ne güzel topu atmasını beklediğim veya iki de bir topu kaçıran rakibim yok. Top attığım gibi bana geri geliyor. Ne kadar da zevkliydi. Apartman duvarı da değil ,tık tık top sesiyle rahatsız ettiğim kimse de yok. Devam ettim. Bana göre olan sporu bulmuştum. İple çekiyorum şimdi spor günlerimi. Bence herkes kendi sporunu bulmalı o zaman hayat zevkli hale geliyor. İşkenceye çevirmeyin spor yapmayı.

Yıllar sonra hareketsiz, ama son derece hareketsiz yaşantıdan çıkıp ilk idmanımda, tam 3 saat boyunca sıkılmadan oynadım. Resmen paslarım silindi. Suya batmış gibi terledim. Ben gençliğimde ( şimdi 50 yaşımdayım) çok hareketli olduğumdan 3 saat bana bir şey yapmadı, ama siz bu süreyi ilkinde bu kadar uzun tutmayın sakın. Sakatlanmanızı istemem. Ayrıca sistemik Lupus ve Sjögren sendromu gibi hastalıklar fazla efor sarf ettiren sporlarla pek barışık değildir. Rutin ve sakin sporları sever.
Başka neler yaptım peki? Doğal olmayan şeker, aşırı tuz, abur cubur karbonhidrat ve türevleri, işlenmiş rafine edilmiş kendini yiyecek sanan şeyler, trans yağlar ve pakete girmiş tüm gıdalara veda ettim.:) Onları trene bindirip dünyanın en kötü suçlularının olduğu hapisaneye yolladım. Yalnız bıçak gibi kesmedim, hala bazılarını az az yerim çok canım isterse. Normal ekmek gibi mesela.
ÜÇ S KURALI SPOR SARIMSAK SİRKE 😀
”Sarımsak ve sirke özgürlüğüne merhaba” diyerek başladım sabah kahvaltıma .Kahvaltı diyorum yanlış okumadınız. Sarımsağı siz fazla abartmayın
Sarımsağı ve sirkeyi sakın aç karna yemeye kalkmayın ha sakın! Onlar öyle aç karna yenmez. Midenizi çok fazla yakar.
Çay ve kahve de yok tabi ki. kahvaltıda reçel, tuzlu zeytin, çikolatalı ekmekler vs de yok. Organik yeşillik ve organik yumurta var. Bununla birlikte glütensiz ekmeğimi de yapıyorum. Çayım, ıhlamur, kuş burnu, ada çayı, ceviz çayı. Bunlar da paketli değil kesinlikle.

Elma Sirkesi
Ama en önemlilerden biri de doğal elma sirkesi kattım hayatıma. Oğlum sevmiyor diye neredeyse hiç sirke gelmedi soframıza yıllarca. Büyük hataydı bu. Sirkeyi kahvaltıdan yarım saat önce çok az oranda sirkeyi suya katarak 400 ml (iki su bardağı suya yaklaşık 9-10 yemek kaşığı katarak) başladım. Biraz fazla miktar başladığımın farkındayım lakin bünyem kaldırdı. Hatta canım isteyerek içtim. Gün boyu sularıma azar azar elma sirkesi kattım. Bunu ilk on gün, kahvaltıda çok, diğer zamanlar az ekleyerek ve bu oranı azaltarak devam ettim. Artık göz kararı şöyle bir serpiştiriyorum gün boyu suyuma sirkeyi. Yatmadan önce içtiğim suya sirke katmıyorum sadece. Su miktarımı da artırdım. Asgari, 7 kg a bir bardak düşecek oranda su içtim. Ben 63 kg olduğumdan 9 bardak su içtim. Siz de kilonuzu 7 ye bölerek su oranınızı belirleyebilirsiniz.Spor yaptığımda suyuma en az bir litre daha ekledim. Böylelikle hayatımda ”üç S kuralı ” SSS spor- sarımsak-sirke dönemi başladı. 🙂
Doğal elma sirkesi de bağırsaklardaki zararlı bakterilerin (bakteri deyince SİBO yu bir araştırın derim buraya tıklayın) yok edilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğunu söylemeliyim. Huzursuz barsak sendromu çok ani bir şekilde azaldı. Beklemediğim kadar çabuk olan bu cevap, doğru yolda ilerlediğimi bana kanıtladı.
Sarımsak

Sarımsak! hep canım istemesine rağmen çalışma ortamı ve ev hayatında, kokusundan dolayı çevreyi olumsuz etkilediği için hep ertelemiştim. Neredeyse her öğünde yemekle birlikte bir miktar sarımsak yedim. Ama çok içim alırsa, canım çekerse sınır da koymadım sarımsağa. Burada dikkat edeceğiniz husus, midenizde yara olmaması. Yalnız midede yara varsa sarımsak ve sirke kötü sonuçları hızlandırabilir, buna dikkat etmelisiniz .Yani aslında ben antibiyotik yerine sarımsak kullandım diyebilirim . Öğrendiğime göre doktorlar da böyle durumlarda, bağırsaklardaki zararlı bakterilerin yok edilmesinde mutlaka antibiyotik tedavisi uyguluyorlarmış. SİBO daki gibi.
Yani asidik ve alkali gıdaları araştırdım menülerime biraz onları ekledim. Doğal asidik gıdaları biraz çoğalttım, sebebi ise bağırsaklardaki zararlıların uzaklaşmasını hızlandırmaktı. Yalnız zararlı asidik gıdalar olduğunu da unutmayalım. Buradaki Linke tıklayarak zararlı asidiklere bir göz atabilirsiniz. Bunlardan uzak durun.
Çok zordur insanın hayatından ekmeği, makarnayı, böreği, tatlıyı çıkarması. Sabırla, ısrarla, inatla devam ettim.
Sevmediğim sporların arasından bana hitap edeni buldum, ve canımın çektiği organik ve yararlı gıdalara asla dur demedim. Onları bolca yedim. Guliltenli gıdaları diyetimden çıkardım. Kekik, çörek otu yağı ve tahin de sonradan öğrendiğim için bir ay kadar sonra azar azar abartmadan onları da diyetime ekledim. Ama asıl ağrılarımı geçiren şeyi size daha söylemedim.
Masaj Mucizesi Ve Ağrı
Bu dayanılmaz müzmin agrilari uzun seneler çektikten sonra hiçbir şeyin ağrımı geçirmediğini gördüm. Ağrı ile yaşamak ne demek çok iyi bilirim. Aslında o yaşamamak gibi bir şeydir.
Sen misafirin gelse yanında oturamazsın dışarıya çıksan uzun süre yürüyemezsin yemeğe gitsen yüzün hep asık olur düğüne gitsen de yüzün hep asık olur.
sahilde gezsen de yüzün hep asık olur. Uykudan uyanırsın güne mutlu başlamak için ama günün en kötü zamanıdır aslında sabah. Ağrının en yoğun olduğu saatler olduğu için.
Hayat neşeni elinden alıverir gider ağrı.
Şehirdeki tüm fizyoterapistler ve onların bildiği yöntemler kuru iğneler kupalar manuel masajlar hepsi denenmiş ve sonuç alınamamış bir durumdaydım.
Ve hayatıma giren bir melek gibi arkadaşım Gamze’nin Israrları ile bir klasik masör masajına gittim. Hatırı sayılır paralar veriyordum ve buna aslında üzülüyordum arkadaşımı kırmamak için devam ettim. Yalnız şunu belirtmeliyim ki ; Bu masöre başlamadan önce en az 6-7 tane masaj aletini aşırı kullanmaktan bozdum. ağrı giderici mucize kremlerin neredeyse hepsini kullandım. Üstelik bu kremler çeşitli ülkelerden geldiler. Aşırı pahalı satılan o ağrı bantlarını da söylemeden geçmiyim onları da yurtdışından getirmiştik . Kaloriferi açtım Türkiye’dekileri zaten bitirmiştim.
Öyle bir ağrı yok! Solutmaz sancı dedikleri cinsten. Aman vermiyor. Sadece ağrımıyor ki yana yana ağrıyor.
İlk Günler Zordu
Neyse masörümdeki ilk seanstan sonra ağrım da hiçbir değişiklik olmadı. Yalnız masörüm masaj aletlerini kremleri vs her şeyi tamamıyla bırakmamı söyledi. Buna dayanabilir miydim bilmiyorum masaj aletleri ile yarım saatlik ayağa kalkabiliyordum ağrı tekrar başlayana kadar. Ne kadar ağrısa da asla kullanmam mı tembihlemişti sıkı sıkı. Masajın ikinci seansı bir hafta sonraydı. O bir haftayı hiç masaj aleti kullanmadan veya krem sürmeden atlattım ama gelin de bana sorun. Çok zor geçen bir haftaydı gerçekten.
İkinci masaj seansını da aldıktan sonra yüzde onluk bir ağrı da azalma gerçekleşti. Ben bunu masaja bağlamamıştım masaj aleti kullanamadığım için uçok fazla yatarak dinlenmiştim ve Bu hafiflemeyi buna bağlamıştım. Üçüncü seansa gittikten sonra ağrım da yüzde otuzluk diyebileceğim bir azalma gerçekleşti. O zaman anladım ki masaj benim ağrılarıma iyi geliyor. Ama nasıl olurdu!
sadece yarım saat süren yağlı masaj benim ağrılarıma nasıl iyi gelebilirdi ki? Bu benim için gerçekten inanılmazdı! Masörümün, masajlara bir buçuk iki ay kadar haftada bir devam ettim. Ondan sonra on günde bir, ayda üç defa giderek bir yılı tamamladım. Ağrılarım msajla geçti. Hala masaj hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır. Masaja başlayalı bir buçuk yıl oldu. Asla bırakmayı düşünmüyorum. Ve masajın göründüğünden çok daha derin anlamları ve faydaları olduğuna inanıyorum. Bence tıpta keşfedilmeyi bekleyen koca bir derya gibi masaj. Henüz bilmediğimiz bir çok hastalığın çaresi olabilecek potansiyele sahip bence.
bilim adamlarımızın Masaj üzerinde daha fazla araştırma yapması gerektiğini hissediyorum. Hatta masaj hastaneleri kurulmalı bile diyebilirim.
Bunu yıllarca amansız ağrı çekmiş olan ağır bir hasta olarak söylüyorum.
İnsanlar ağrılarından tamamen kurtulabilecekken onlarla yaşamak zorunda olduklarını zannediyorlar. belki de benim gibi amansız ağrılardan masaj ile kurtulabilme imkanları var.
Tedavi Tavsiyesi Değildir
tabii ki bunları bir tıbbi tedavi olarak önermiyorum. Öncelikle doktorlarımızın muayenesinden ve teşhisiden kesinlikle geçmeli, adı belirlenen teşhisten sonra da doktor tavsiyesi ile belki masaj alınmalıdır. Masajın iyi gelmeyeceği hastalıklar da olabileceği gibi masajla hafifleyen hastalıklar da olabilir. Bu yüzden doktorlara danışmadan hiçbir masaj işlemine girmemeliyiz.
Sonuç
Sonuç şaşırtıcı ve hızlı oldu gerçekten. Ben de anlamadım, Bu kadar hızlı dönüt beklemiyordum. Sporla ve masajla birlikte huzursuz bacak sendromu ataklarım çok seyrekleşti ve aşırı hafifledi (bir ayda sadece bir defa çok hafif anlık yokladı beni ve kayboldu, hala da ortalıkta yok. Tamamen ortadan kalkacağına inancım var. En önemlisi de dayanılmaz ağrılarım beni ziyarete geldiklerinde, tüm düğmelerini ilikleyip iki büklüm minnetle yokluyorlar 🙂 ve beni hızlıca zengin kalkışıyla terk ediyorlar. 🙂 Diyeceğim o ki; ağrılar arada bir yoklayacak gibi oluyor, eyvah ! diyorum geldi, sonra hiç sebepsiz ani olarak beni terk edip gidiyor. Şaşırıp kalıyorum. Tabi ki masaj hayatımın bir parçası olarak devam ediyor.
Dokuz yıldır var olan, beş yıldır ağır hissettiğim ve son bir yıldır dayanılmaz hale gelen ağrılarım, masaja ve üç SSS ye başladıktan yaklaşık on gün sonra hafifledi. Ağrılara eşlik eden yan rahatsızlıklarım , buna paralel olarak, (huzursuz bacak sendromu ve huzursuz bağırsak sendromu )neredeyse tamamen beni terk etti. Böylelikle doğru yoldayım diyebiliyorum.
Kimseyi böyle ağır ve çaresiz rahatsızlıkta yanlış yönlendirmeyi istemem tabi ki , çok kıymetli doktorlarımızdan onay almayı unutmayın.
Son zamanlarda SİBO nun duyulması ve lupus vakalarının artmasıyla tıpta arayışlar da arttı. Ben gidemesem de faydalı olabilen doktorları duymaya başladım. Sayıları oldukça az olsa da bizim için kendini geliştiren, araştıran doktorların varlığını bilmek bana güven veriyor. İnanıyorum bir gün tedavisi bulunacak. Hatta aşısı için bile uğraşıların olduğunu duydum. Bu alanda emek veren ve bu hastalığı küçümsemeyen tüm doktorlarımıza minnettarlığımı da belirtmek isterim. Günde 60 hasta bakan doktorlara 45. sırada gidip de, bana bir sihirbaz gibi doğru teşhisi koymasını beklemek çok büyük haksızlık olur. Yükleri çok ağır. Uzman doktorlar çok yoğun çalışıyorlar. Doktor başına düşen hasta sayısı azaltılmalıdır.
Sonuç
Lupus ve benzeri hastalıkların her kişide farklı derecede olduğu ve tedavinin kişiye göre değiştiği unutulmamalıdır. İlk yapacağınız doktora gitmektir. Nitekim ben de Lupus ve sjögren ismini ilk kez bir doktordan duydum. Burada anlattıklarımın hepsi tedavi için size uygun bir yöntem veya tavsiye değildir. Size uygun olmayabilir.. Herkesin hastalık seviyesi farklıdır. Önce doktora gitmek ve bu ağrının ne olduğundan emin olmak şart.
Yorumlarınızı ve yaşadıklarınızı bizimle paylaşırsanız bir çok kişiye de ışık tutmuş olacaksınız. Farklı çözüm yolları da olduğunu görmemizi sağlayacaksınız.
Herkese şifa dolu mutlu ve sağlıklı günler dilerim.
Bu konuyla ilgili daha farklı yerlerden bilgi almak isterseniz buraya tıklayın lütfen.
Sitemizde sağlık bölümünde kompozit dolgu ile ilgili serüvenimi de anlattım. Merak ederseniz buyrun.
selam güzel sayfa izliyorum
İşe yaraması çok güzel ben de deneyeceğim. Teşekkürler bilgiler için.
tebrikler Saygılar