Kategori: Sağlık

  • Dişler Nasıl  beyazlar

    Dişler Nasıl beyazlar

    Dişler nasıl mı beyazlar? Şimdi size çok ilginç gelecek ama ben bunca seneden sonra dişlerimi artık diş macunu ile beyazlatmaktan vazgeçtim. Peki ne ile fırçalıyorum? İngiliz karbonatıyla dişlerimi fırçalıyorum. Yalnız şunu belirtmeliyim ki İngiliz karbonatını öyle fırçanın her bir tarafına bandırmıyorum ucuna azıcık değdiriyorum yetiyor. Bu benim yöntemim herkesin kendine göre diş beyazlatma yöntemleri vardır.
    Şunu da unutmayın ki aşırı karbonat dişe, dış etine oldukça zarar veren bir maddedir.

    Şimdi kendi yöntemimi bırakıp diğer insanların da neler kullandığına bir bakalım.

    Dişler NasılBeyazlatılır? için yaygın kullanılanlar

    İnsanlar en çok diş macunlarının üzerindeki “dişleri beyazlatır” yazısına bakarak diş macunu kullanıyor. Peki bu macunlar da hangi madde kullanılıyor ki dişler beyazlıyor.
    Beyazlatma etkili tüm diş macunlarında bulunan madde
    Hidrojen peroksittir. Kimyasal formülü K2O2 dir. Aslında bir nevi çamaşır suyudur da diyebiliriz.
    Hidrojen peroksitin Çamaşır suyundan farkı Hidrojen peroksit ile temizlik, kullanımdan sonra oksijen atomlarına ve suya, yani doğal maddelere parçalandığı için çamaşır suyundan daha güvenlidir.

    Dişler Nasıl beyazlar?

    (Karbonat ve Hindistan Cevizi Yağı Karışımı)

    Bu yöntem hem beyazlatır hem de ağız sağlığını destekler. Dişler Nasıl beyazlar?

    Nasıl yapılır?

    1 çay kaşığı organik Hindistan cevizi yağı
    Karıştırıp diş fırçası yardımıyla dişlerinizi bununla 2-3 dakika fırçalayın. Haftada 2 kezden fazla yapılmamalıdır çünkü karbonat aşındırıcı olabilir

    1 çay kaşığı karbonat

    Başka doğal yöntemler de vardır tabi ki. Bir göz atalım bunlara da:


    Bu beyazlatma doğal yöntemlerle de yapılır. Limon ve karbonatı karıştırarak da yapabilirsiniz. Ama dişlerin canına okursunuz. Dişleri o kadar hızlı zedeler ki geri dönülemez zararlar bırakır.

    Bunlara ek olarak limon ve karbonat karışımının da Dişleri beyazlatıcı biliniyor. Yine bu yöntem de abartılarak yapılmamalıdır. Her şeyin fazlasının kötü etki yaptığını unutmamak gerekir.

    Eğer siz sigara kullanan biriyseniz veya dişlerimizin görünen kısmı yani ön taraftaki dişler kompozit dolgu ise çok fazla leke tutacaktır. Bu gibi durumlarda restortif diş tedavisi görmek gerekebilir.
    Her zaman olduğu gibi tüm sağlık yazılarım için de geçerli cümlemi tekrarlamalı. Bu yazdığım ifadeler bir tedavi yöntemi sağlık tavsiyesi değildir. Doktorlarımız önceliğimizdir.

    Sitemizin sağlık bölümünde ilginizi ekeceğini düşündüğüm yazılar olduğu için buraya linkini bırakıyorum. Fakat başka yerden de bilgi almak isterseniz bir alternatif link de buraya bırakıyorum.

  • Gökçek Şifa Neye Yarar?: Faydalı mı?

    Gökçek Şifa Neye Yarar?: Faydalı mı?

    Gökçek Şifa Neye Yarar?: Faydalı mı? Lupusun bitkisel tedavi yollarından en fayda gördüğüm gökçek şifa ürünleri oldu. Her türlü yazıyı okuyup bilgi alma yollarını taradıktan sonra neye göre karar verdin derseniz; tahlil sonuçlarıma göre derim. Çünkü tahlil sonuçlarımdan DNA ile ilgili değerlerim hep kırmızı çıkarken bitisel destek ürünlerini kulanmaya başladıktan sonra tamamına yakını yeşile dönmüştü.

    Bu yazıda yazılanlar tamamen kişisel deneyimlerden ibarettir. Her hastalıkta olduğu gibi alternatif bitkisel destekler lupus hastalığında da bulunmaktadır. Fakat bunların hiçbiri tedavi yöntemi değildir. Bu bitkisel destek ürünlerini kullanmadan mutlaka doktorunuza danışınız. Gökçek Şifa (#reklam reklam anlaşması yapmadım kendim satın aldım)

    Gökçek Şifa Nedir?

    Şimdi geleyim lupusun bitisel tedavi yollarından kulandığım ve fayda gördüğüm şu destek ürünlerine: Bu bitkisel destek ürünlerinin adı ”Gökçek Şifa” dır. İbrahim gökçek adında bir merhum tarafından ülkemize kazandırılmıştır. Hastalığınızın adını söylüyorsunuz, size bir set hazırlıyorlar. Ben yorumları okuduktan sonra işte bu iyi bir şey dedim. Yoksa bu insanlar hayretler içerisinde bu kadar anlatmazlardı dedim. Kendim için irtibata geçtim ve hastalıklarımı ( SLE ve sjögren sendromu) söyledim. Bana ”harpago Ş ” serisini kulanmamı önerdiler. Harpago Ş serisinin içerisinde neler var bir bakalım. Meşe mix, kudzu, Kaprilik asit, karmuk, boswellia, harpago, galangal, orme SLN bulunmaktadır. Hesinin içeriğinde çok çeşitli bitkiler bulunduğundan buaya yazmadım.

    Gökçek Şifa Neye Yarar?: Faydalı mı?

    Yukarıda görselini gördüğünüz set beni gerçekten değiştirdi. Şunu belirtmeliyim ki öyle bir set kullandım düzeldim falan diye sakın ha düşünmeyin. En az altı ay, hatta bir yıl kullanmalısınız. Hastalığınızın sizde yarattığı etiye göre süreyi uzatmalısınız. Ben bir yıla yakındır kullanıyorum. Bugün itibariyle 26 şubat 2025 8 ay oldu. Dört ay sonra bir yılı tamamlıyorum. İnanmayarak başladığım bu ürünler gerçekten bana iyi geldi. Hastalıklarım lupus ve sögren.

    Hemen şuraya gökçek şifanın linkini bırakıyorum. Bir göz atarsınız.

    Sitemin sağlık bölümünde ilginizi çekeceğinden emin olduğum yazılarımı da buraya ekliyorum.Tıklarsanız pişman olmazsınız. Burada lupus sürecinde neler yaşadığımı fotoğraflarıyla anlattım. Benim için zor günlerdi.

  • Üç Adımda El Bakımı

    Üç Adımda El Bakımı

    Üç Adımda El Bakımı, sizlere üç adımda el bakımını anlatacağım. Öncelikle ellerimizi çok fazla kimyasala maruz bırakarak temizliyoruz. Özellikle sıvı sabunlar elleri temizlememekle beraber çok fazla kurutuyor. Doğal bir sabun bulmak da günümüzde iyice zorlaştı. Metropollerin yoğun iş hayatında kaybolan insanlar ellerini standart ve en ucuz malzemelerle temizliyorlar. Hatta önüne ne gelirse onu sabun olarak kullanıyorlar.

    Ellerimiz de bu nedenle diğer cildimizden daha hızlı yaşlanıyor. Yüzümüzün yanına ellerimizi koyarak aynaya baktığımızda farkı görebiliyoruz. Eller alarm veriyor. Ama biz anlamıyoruz. Sabah çorak bir toprak gibi kurumuş ellerimize marketlerden aldığımız, içinde ne olduğunu bilmediğimiz kremleri sürüp çıkıyoruz.

    Hele ki işimiz toprakla uğraşmayı gerektiren bir iş ise, ellerimize iki kat daha özen göstermemiz gerekir. Çünkü toprak elleri kupkuru yapar.

    Üç Adımda El Bakımı Nasıldır?

    Doğal ve ulaşılabilir malzemelerle hızlı ve kalıcı el bakımı. Elleriniz bebek yanağı gibi olacak :)
    1. Önce organik bir sabun alın ve onu her yere giderken yanınızda götürün.
    2. Yatmadan önce ellerimize hindistan cevizi yağı veya zeytin yağı sürerek ellerimize hava almayan malzeme ile sabaha kadar sarılı tutmak.
    3. Ellerimize uyanır uyanmaz güneş kremi sürmeyi unutmamak.

    Birinci maddedeki organik sabunu cebimizden ayırmamayı başarabilirsek zaten ellerimizi arı yarıya kurtarmış olacağız. Avm lerdeki köpük sabunlar ellerimize tahmin edemeyeceğimiz kadar çok zarar veriyor. Sadece ellerimize de değil tüm sindirim sistemimize girerek daha büyük sorunlara sebep oluyorlar. Çünkü yıkandığında ellerden kolay kolay çıkmıyor. Eğer peeling uygulamayı seviyorsanız içtiğiniz kahve telvelerini atmayın. Onlarla abartılmamış bir süre peeling yapın, farkı görün.

    Cildimize en fazla zarar veren şeyler; güneş, toprak, soğuk, deterjanlar, çeşitli kimyasal maddelerdir. Çok farklı iş sektörlerinde çalışan insanlar var. Örneğin oto tamircilerinin elleri gün boyu kimyasal maddelerin çinden çıkmıyor. Özellikle bu tür işlerde çalışan insanların çok pratik ve kolay ulaşılabilen el bakım malzemelerine ihtiyaçları oluyor.

    İnternet araştırmalarında el bakımı ile ilgili bir çok bilgi bulunuyor. Çoğu değerli bilgilerdir. Ben bu yazımda sizleri çok uğraştırmadan, kolay bulunan malzemelerle, hızlı sonuca ulaştırmak istedim. Özellikle sizlere zarar vermeyen ve anti allerjen olan malzemeleri önerdim. Umarım beğenmiş ve faydalanmışsınızdır.

    Eğer bu bilgiler sizin için yeterli gelmediyse buraya farklı bir siteden link bırakıyorum.

    www.tekderdim.com da sağlık bölümünde sizler için bir çok faydalı bilgi bulabilirsiniz.

  • Kırışıklık Giderici Bantlar: Nasıl Kullanılır? İşe Yarar mı?

    Kırışıklık Giderici Bantlar: Nasıl Kullanılır? İşe Yarar mı?

    Kırışıklık giderici bantlar, ciltteki ince kırışıklıkları botoks etkisi yaparak düzeltmeye yarayan bir kozmetik ürünüdür. Cildimize, özel üretilen bir bant yapıştırarak kasların tembelleştirilmesi amaçlanır.

    Bu bantlarda herhangi bir kimyasal madde kullanılmaz. Sadece cildin dış yüzeyine bant yapıştırılarak yüzdeki kasların hareket etmemesi sağlanır. Böylelikle botoks etkisine benzer bir etki oluşur.

    Bu kırışıklık giderici bantlar, yüzümüzdeki tüm kırışıklıklara yapıştırılabiliyor. Botokstaki sınırlılıklar bu bantlarda. yok. Örneğin; botoks, ağız kenarındaki parantez çizgilerine uygulanamazken, bantlar uygulanabiliyor.

    Gündüz kullanımı estetik olarak pek hoş görünmüyor. Bu yüzden, gece kullanılmasını tavsiye ediyorum. Ben hafta sonlarını evde geçireceksem, gündüz de kullanıyorum. Kırışıklık giderici bantlardan istenilen sonuç alınabilmesi, her gün kullanılmasına bağlıdır. Benim kullandığım kırışıklık gidereci bantları veya benzerlerini internetten bulabilirsiniz.

    Ben her gece alnıma bu kırışıklık bantlarını yapıştırıp yatıyorum. Kullanmaya başladıktan iki, üç hafta sonra çevremdekiler sonuçları farketti. Uzun vadede ise etkileri inanılmazdı. Benim ilk zamanlar aldığım tepkiler çok güzeldi. Görenler, ”yüzüne ne yaptın? Kaşlarını mı aldırdın? Yüzüne maske mi yaptın?” diyorlardı. Halbuki, sadece bant yapıştırıp yatıyordum her gece. Alnımdaki kırışıklıklar dümdüz olmuştu. Gençleşmiştim. Herhangi bir botoks, iğne, ilaç kullanmadan yüzdeki ince kırışıklar düzeliyor.

    Kırışıklık giderici bantlar kullanarak kırışıklıkları gidererek daha mutlu bir hayat sürmek mümkün. Tabii sağlıklı gıdalar tüketerek vücudumuza da özen göstermeliyiz.

    Kırışıklık giderici bantlar, genellikle ciltteki kırışıklıkları geçici olarak azaltmaya yardımcı olmak için kullanılan kozmetik ürünlerdir.

    Kırışıklık Giderici Bantlarla İlgili Temel Bilgiler

    1.Nasıl Çalışır: Kırışıklık giderici bantlar, cilt üzerine yapıştırılan, çok ince olmayan yapışkan bantlardır. Bu bantlar cildi gerer ve kırışıklıkları geçici olarak düzeltirler. Genellikle burun, göz çevresi, en çok da alın gibi belirli bölgelerin kırışıklıklarını gidermede kullanılır.

    2. Geçici Etki: Kırışıklık giderici bantlar, cildi anlık olarak düzeltir, ancak etkileri geçicidir. Kalıcı olması atlamadan, her gün kullanmaktan geçer. Yani bantı çıkardığımızda cildimiz eski kırışıklıklarına kısa süre içinde geri döner.

    3. Kullanım Talimatları: Her ürünün kendine ait bir kullanım talimatı vardır. Genellikle kuru ve temiz bir cilde uygulanması önerilir. Bununla birlikte, belirli bir süre ciltte tutulması gerekir.

    4. Yan Etkileri: Hassas cilde sahip kişilerde tahrişe neden olma olasılığı düşük de olsa vardır. Alerjik reaksiyon oluşması sizin hijyene ne kadar sadık kaldığınızla ilgilidir. Bu nedenle ürünü hiç kullanmadan önce ve her kullanımdan sonra mutlaka sabun ile yıkamalısınız.

    5. Alternatifler: Botoks yaptırmak. Kırışıklık giderici bantlar, botoks yaptırmak istemeyenler için bir seçenektir. Fakat devamlı bant yapıştırarak uyumak istemeyenler botoks seçeneğini düşünebilirler. Yine de benim düşüncem, bantların devamlı kullanılmasından yanadır. Çünkü vücudunuza herhangi bir madde girişi olmadan, haricen kullanılan bir bantla aynı etkiyi yakalıyorsunuz.

    Çeşitli kategorilerde sizlere sunduğum yazılarımı merak ederseniz buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

  • Travmadan Kurtulmanın Çaresi (Bilimsel)

    Travmadan Kurtulmanın Çaresi (Bilimsel)

    Travmadan kurtulmanın bilimsel çaresini mi arıyorsunuz? Doğru yazıya denk geldiniz.Travmadan Kurtulmanın Çaresi (bilimsel) yazımızdaki yöntem çok etkilidir. Bilimsel ve ispatlanmıştır. Size kısaca bahsedeceğim. İnanamayacaksınız.

    1987 yılında Dr Francine Shapiro’nun, tesadüfen, tenis oynarken bulduğu bir yöntem ile bu mümkün. Tamamen bilimsel ve ispatlanmış bu yöntemin adı EMDR yöntemidir.

    Amerikalı psikolog tenis maçı izlerken tenis topunu takip ettiğinde, kendinde sarsıntıya sebep olan travmayı anlatıyor. Bu travmaya sebep olan olayı anlatırken topları takip etmeye devam ediyor. Bu esnada travmanın acıtıcı etkisinin çok hafiflediğini, hatta geçtiğini fark ediyor. Böylelikle EMDR yöntemi doğmuş oluyor.

    İnsanlar yaşadıkları işkence, deprem, felaket yaratan bir olayı tenis toplarını takip ederken anlattıklarında, beynimiz bu olaya duyarsızlaşıyor. Acıtma etkisini adeta kaybediyor. Bu sayede kanayan yaramız kapanmış oluyor.

    EMDR, ”Göz hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme” İngilizce açılımı; Eye Movement Desensitization and Reprocessing yönteminin kısaltılmasıdır.

    EMDR, özellikle travma sonrası durumları tedavi etmek için kullanılan bir terapi yaklaşımıdır. Bu yöntemde kişinin travmatik deneyimlerini işlemesi ve rahatlama sağlamak için özel bir protokol kullanılır. Terapist tarafından yönlendirilen göz haraketleri, veya başka bir uyarıcı ( ses veya dokunma gibi ) kullanılarak, kişi travmatik anıları daha az yoğun ve duygusal olarak etkisiz hale getirmeye çalışır.

    EMDR, psikoterapi alanında birçok profesyonel tarafından kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir.

    EMDR yöntemi, lisanslı bir psikoterepist veya mental sağlık profesyoneli tarafından uygulanmalıdır. Kendi kendimize tenis maçı izleyerek yapabileceğimiz kadar basit değildir.

    Travmadan Kurtulmanın Çaresi İçin EMDR Yönteminin Uygulama Aşamaları

    TRAVMADAN KURTULMANIN ÇARESİ (bilimsel) uygulama aşamaları:

    1. Değerlendirme: İlk olarak, terapist, kişinin travmatik deneyimlerini ve genel psikolojik durumunu değerlendirecektir. Bu, terapinin nasıl uygulanacağına ve hangi travmatik deneyimlerin işleneceğine karar vermek için önemlidir.
    2. Hazırlık: Terapist kişiye EMDR prosedürünü anlatır ve terapinin nasıl işleyeceğini açıklar. Kişiye bu sürecin güvenli ve destekleyici olduğunu hissettirmek çok önemlidir.
    3. Hedef Belirleme: Kişi, terapistle çalışarak hangi travmatik anıların işleneceğini seçer. Bu anılar üzerinde çalışmak için öncelik verir.
    4. Duyarsızlaştırma: Kişi, terapistin yönlendirmesiyle, travmatik anıları hatırlar ve aynı anda göz hareketleri, sesler veya dokunma gibi bilateral uyarıcıları deneyimler. Bu uyarıcılar, anının duygusal yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olur.
    5. İşleme: Terapist, kişin düşüncelerini ve hislerini ifade etmesine izin verir ve bu deneyimleri daha sağlıklı bir şekilde işlemesine yardımcı olur. Böylece, anının anlamlı bir ekilde entegre edilmesine yardımcı olur.
    6. Değerlendirme: EMDR seansları ilerledikçe, kişinin duygusal yoğunluğu azalmalı ve travmatik anılar daha az rahatsız edici hale gelmelidir. Terapist, ilerlemeyi düzenli olarak değerlendirir.
    7. Kapanış: Her seansın sonunda, kişi rahatlamak ve günlük yaşamına geçiş yapmak için birkaç dakika süreyle dinlendirir.

    EMDR terapisi genellikle birkaç seans boyunca devam eder. Ancak kişinin ihtiyaçlarına ve travmanın ciddiyetine bağlı olarak daha uzun sürebilir. Bu yöntem, travmatik deneyimlerin işlenmesine ve kişinin yaşam kalitesini iyileştirmesine yardımcı olabilir. Ancak, unutulmamalıdır ki EMDR terapisi yalnızca lisanslı bir uzman tarafından uygulanmalıdır.

    Travmadan Kurtulmanın Çaresi (bilimsel) yazımızdan farklı olarak başka bir kaynaktan bilgi edinmek isterseniz buraya linki bırakıyorum bakabilirsiniz.

    Tekderdim.com sayfamızın sağlık bölümünde ilginizi çekebileceğini düşündüğüm yazılar var. Buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

  • En Sağlıklı Gıdalar: En Sağlıklı 6 Gıda Hangileri?

    En Sağlıklı Gıdalar: En Sağlıklı 6 Gıda Hangileri?

    Yiyebileceğimiz en sağlıklı gıdalar hakkında bahsedeceğim. Ama önce, yiyecekleri sağlıklı yapan nedir? Bir de bizi hasta eden yiyecekler nedir? ona kısaca bakalım.

    Bizi hasta eden yiyeceklerin en başında insülin yer alır. Kan şekerimizi yükselten yiyecekler bizi hasta ettiği gibi faydalı gıdalardan da alıkoyar. Zararlı yiyecekler ile beslenme yerine, besin değeri yüksek gıdaları almamız gerekir. İnsülini uyarmayan iki sağlıklı yiyecek lif ve yağdır. Protein de ne kadar düşükse insülin yanıtı o kadar büyük olur. Proteinin yağlı olanı olmayanına göre insülinde artışa sebep olur. Bu da şu demek oluyor ki gıdalarda yağ oranı düşük protein istiyoruz. Yoğun besleyiciler ile bitkisel besinler de istiyoruz.

    En Sağlıklı 6 Gıda’dan En Önemlisi

    Bitkisel besinler arasında en sağlıklı gıdalar listesinin ilk başında yer alan ise lahana turşusu. Peki lahana turşusunu bu kadar sağlıklı yapan şey nedir? Bir fincan lahana turşusunda 4.1 gr lif ile sadece 6 gr karbonhidrat vardır. Bu durum ise düşük karbonhidrat, yüksek lif ve yüksek besin tanımına uyuyor. Çünkü lahana turşusu tüm gıdalar arasında en yüksek C vitaminine sahiptir. Aslında bir fincan lahana turşusunda 700 miligramdan fazla C vitamini vardır. Günlük ihtiyacımız ise sadece 75 miligramdır.

    C vitamini kemiklerin inşaasında, kalbin serbest radikal hasarlarından korunmasında ve kolajen açısından çok ama çok önemlidir. Çok güçlü bir antioksidandır. C vitamini olmadan çok çabuk yoruluruz ve eklemlerimiz çöker. Bağ dokusu da oluşturamayız. Bu nedenle cildimiz de daha kırışık hale gelir ve yaşlı görünürüz.

    En Sağlıklı 6 Gıda

    Lahana turşusu gerçekten iyi bir pirebiyotik ve probiyotiktir. Bu yüzden faydalı bakterileri beslemek için harika bir lif içerir. Aynı zamanda fermente edildiğinden çok sayıda dost bakteriye sahiptir. Bu da aslında kendi bakterilerimizi arttırmanın bir yoludur. Bu kaliteli barsak bakterilerinin artması demektir.

    Örneğin, bir meyveli yoğurttaki probiyotikler mide seviyesinde sindirilir, barsaklara ulaşamaz. Oysa ki lahana turşusu mideden barsaklara kadar ulaşır.

    Lahana turpgil bir sebze olduğu için en kuvvetli ve en güçlü besin maddelerine sahiptir. Lahananın bir diğer güzel yanı da sindiriminin kolay olmasıdır. Diğer sebzeler kadar gaz üretmez. Barsak hareketlerini düzenli hale getirir. sindirim sıvılarını artırmamıza ve beynimiz ile bilişsel işlevlerimizi desteklememize yardımcı olacak aktiviteleri artırır. Laktik asit bakımından çok yüksek olduğundan yararlı bakteriler için faydalıdır. Ayrıca lahana iyi bir K2 vitamini kaynağıdır. Bakteriler tarafından üretilen ve aynı zamanda bir yağ çeşidi olan K2 vitamini kalsiiyumun eklemlerden ve arterlerden uzak tutulmasına, kemiklerde kalmasına yardımcı olur.

    Son olarak lahana turşusu çok iyi ” U ” vitamini içerir. Eminim ki ”U ” vitaminini ilk kez duydunuz. Bu vitamin kolit ve ülserler üzerinde harika etkilere sahiptir.

    ROKA MI ISPANAK SALATASI MI ?

    Roka sebzesi de karaciğer fonksiyonları açısından çok faydalıdır. Ispanak salatası mı roka mı derseniz, roka derim. Çünkü ıspanak oksalat bakımından zengindir. Bu durum böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir. Ancak roka turp gillerden bir bitki olduğundan oksalat düşüktür. Çok yüksek antiinflamatuar özelliklere de sahip olan roka iltihabı önlemeye yardımcıdır. Atar damarların iç kısmını destekler ve pıhtılaşmayı önler. kalsiyum, potasyum, folat, magnezyum ve C ve vitamini bakımından da zengindir. bir de çok güçlü kanser önleyici ektileri bulunur.

    Sağlıklı bir beslenme programında yer alması önerilen bir kaç yiyeceği şöyle sıralarız.

    1. Taze meyve sebzeler: Renkli meyve ve sebzeler genellikle vitaminler, mineral ve lif açısından zengindir.Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, brokoli, çilek, muz gibi çeşitli meyve ve sebzeleri tüketmek faydalı alacaktır.
    2. Tam tahıllar: Tam tahıl ürünleri, rafine edilmemiş tahıllar vitamin ve mineraller ile lif içerir. Esmer pirinç , tam buğday ekmeği, yulaf ezmesi, kepekli makarna gibi tam tahıl ürünlerini tercih etmemiz iyi olur.
    3. Protein kaynakları: Tavuk, hindi, balık, yumurta, kuru baklagiller (mercimek, nohut, fasulye) yoğurt, süt ve peynir gibi protein kaynakları vücut için önemli aminoasitleri sağlar.
    4. Sağlıklı yağlar: Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem gibi sağlıklı yağ kaynakları, vücut için gerekli olan yağ asitlerini içerir. Bunları ölçülü miktarda tüketmek sağlıklı beslenme için önemlidir.
    5. Somon sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar: omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan bu balıklar, kalp sağlığını destekler ve beyin fonksiyonlarını olumlu etkiler.
    6. Kuruyemişler ve tohumlar: Fındık, ceviz, badem, kabak çekirdeği, chia tohumu, keten tohumu gibi kuruyemişler ve tohumlar, lif, vitamin, mineral ve sağlıklı yağlar açısından zengindir. Ancak porsiyon kontrolüne dikkat etmek önemlidir.

    Bu en sağlıklı gıdalar 6 mucizevi gıda özetle aşağıdaki gibidir.

    1. Lahana turşusu
    2. Roka
    3. Avokado
    4. Brokoli
    5. Somon balığı ( okyanus somonu)
    6. Badem, fındık, antep fıstığı, kaju

    Unutmayın sağlıklı bir beslenme programı çeşitlilik, dengeli beslenme ve ölçülü tüketimi içerir. Her bireyin beslenme ihtiyaçları farklı olduğundan, kişisel tercihlerinizi, sağlık durumunuzu ve beslenme uzmanınızın önerilereni dikkate almanız asıl önemli olandır.

    Sitemizin sağlık sayfasında daha fazlasını bulmak isterseniz buraya tıklayın. Veya farklı bir siteden bilgi almak isterseniz buraya tıklayın.

  • Kahve Zararlı Olabilir mi?

    Kahve Zararlı Olabilir mi?

    Kahve zararlı olabilir mi? Evet kahvenin olumlu etkileri olduğu kadar olumsuz etkileri de vardır. Önce size deneyimimden bahsedeyim.

    Kahve zararlı olabilir mi? Ben hiç yakıştıramıyorum ama zararlı olabilir. Çünkü ben yaşadım. Kendi deneyimlerimden bahsetmezsem olmaz. Aylarca hiç bir sebep bulamadan sabahları çarpıntıyla uyanıp durdum. Aklımın ucundan bile geçmedi tabiiki kahveden olabileceği. Kahveyi masum yüzlü bir canavara dönüştürmüştüm:) Halbuki günde sadece bir küçük fincan Türk kahvesi içiyordum. Şu çok faydalı dedikleri sade kahve…

    Kalp doktorlarına gittim. Israrla kalbimde bir sıkıntı var ama doktorlar bulamıyorlar diyordum. Detaylıca inceliyorlardı fakat ”hiç bir sorun yok” cevabıyla karşılaşıyordum. Yine sonraki sabah çarpıntıyla uyanıyordum. Bu en az altı yedi ay böyle devam etti. Ben her gün bir sade Türk kahvesini içmeye devam ediyordum. Çünkü hiç bir bağ kuramıyordum. Kimin aklına gelirdi ki. Kahveyi öğleden sonra içiyordum hiç bir sıkıntı yaşamıyordum. Çarpıntım ise sabah beni uykudan uyandırıyordu. Bu bağlantıyı kimse anlamadı. Ben kendi kendime bir anda içime doğması gibi aklıma geliverdi. Bazen vücudumuzu dinlemeyi bilirsek aslında bize söylüyor. Önemli olan ona kulak vermek.

    Kahve zararlı olabilir mi

    Yani kahvenin etkileri kişiden kişiye değişir. Herkes kahveye aynı tepkiyi vermez. Önemli olan, kişisel toleransınızı ve sağlık durumunuzu dikkate alarak kahve tüketiminizi düzenlemek ve aşırıya kaçmamaktır.

    Eğer kahve tüketiminin size olumsuz etkilerini hissediyorsanız, miktarını mutlaka azaltmalısınız. Veya alternatif içecekler denemek sonucu iyi yönde değiştirecektir. Ayrıca herhangi bir sağlık sorununuz varsa kahve tüketimi konusundaki endişeleri bir sağlık uzmanına danışmanızda fayda olacaktır.

    Yani kahve tüketildiğinde bazı olumlu ve olumsuz etkilere sebep olur. İnsanlar genellikle kahveyi enerji artışı ve uyanıklık sağlamak çin içerler. Bununla birlikte, bazı kişiler kahve tüketiminin yan etkilerini deneyimleyebilirler.

    İşte kahvenin olumlu ve olumsuz etkileri hakkında bazı bilgiler:

    Kahvenin Olumlu Etkileri

    ENERJİ ARTIŞI VE UYANIKLIK:

    Kahve, içerdiği kafein sayesinde merkezi sinir sistemini uyarır ve enerji seviyelerini yükseltir.

    DİKKAT VE ODAKLANMA:

    Kafein, kısa süreli zihinsel performansı artırabilir ve dikkati toplamaya yardım eder.

    METABOLİZMA HIZINI ARTIRMA:

    Kahve, metabolizmayı hızlandırarak kalori yakınımı artırır.

    ANTİOKSDANLAR:

    Kahve antioksidanlar açısından oldukça zengin bir içecektir. Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı azaltabilir.

    Kahvenin Olumsuz Etkileri – Kahve Zararlı Olabilir mi?

    UYKU SORUNLARI:

    Kahvedeki kafein, uyku düzenini etkiler ve uyku kalitesini düşürür. Bu nedenle kahve tüketimini gün içinde saat 16.00 dan sonraya bırakmamak gerekir. Miktarı da kendi yaş, kilo, ve kullandığımız ilaç var ise göz önünde bulundurarak ayarlamalıyız.

    SİNİRLİLİK VE ANKSİYETE:

    Kafein, bazı insanlarda sinirlilik , anksiyete ve huzursuzluk hissi yaratır. Asabi bir yaşlı olmamak için kahve miktarını genç iken ayarlamalıyız.

    SİNDİRİM SORUNLARI:

    Bazı insanlar kahve tükettikten sonra mide rahatsızlığı, mide ekşimesi veya sindirim sorunları yaşar. Üstelik bunu kahve ile hiç ilişkilendiremezler. Tabiri caizse konduramazlar. Çünkü kahveyi çok severler.

    BAĞIMLILIK:

    Kafein, bazı insanlarda bağımlılık yapar ve yoksunluk hissi uyandırarak bağımlılık belirtileri ortaya çıkarır. Bunu önlemek için her gün vazgeçilmez ritüele dönüştürmeden içmeliyiz 🙂

    Sitemizin sağlık kategorisinde ilginizi çekebilecek bir çok yazı var. Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Farklı bir siteden kahveyi okumak sterseniz de buraya tıklayın lütfen.

  • Duygusal Yeme Bozukluğu Nedir: Neyden Kaynaklanır?

    Duygusal Yeme Bozukluğu Nedir: Neyden Kaynaklanır?

    Duygusal yeme bozukluğu, bazen kompulsif yeme bozukluğu olarak da adlandırılır. Bir kişinin sık sık büyük miktarlarda yiyecek tüketmesiyle karakterize edilen bir psikolojik durumdur. Duygusal yeme bozukluğu olan kişiler genellikle stres, üzüntü veya sıkıntılı hissettiklerinde bu tür davranışlar gösterirler. Böylelikle bozulan durumu yiyecekler yardımıyla aşmaya çalışırlar. Bu durum, yemeğin rahatlama ve duygusal tatmini sağlayan bir araç olarak kullanıldığı anlamına gelir.

    Duygusal yeme bozukluğu, kişinin kendini kontrol edememesi ve normalden daha fazla yiyecek tüketmesiyle karakterizedir. Bu durum, genellikle kişinin fiziksel olarak aç olmamasına rağmen aşırı yeme hissiyle son bulur. Duygusal yeme nöbetleri sırasında, kişiler genellikle hızlı şekilde yemek yer ve yiyecek miktarını kontrol etmekte zorlanırlar.

    Duygusal yeme bozukluğu olan kişiler genellikle kilo alımıyla sonuçlanan aşırı yemeye bağlı olarak obezite eğilimindedirler. Bu durum, fiziksel sağlık sorunlarına sebep olur. Ayrıca düşük benlik saygısı, utangaçlık gibi duygusal sorunlara yol açar.

    Duygusal yeme bozukluğu genellikle depresyon, anksiyete ve diğer ruh hali bozukluklarıyla ilişkilidir. Bu durum tedavi edilebilir. Tedavi bir dizi yaklaşımı içerir. Bu da bilişsel davranışçı terapi (BDT),psiko dinamik terapi, destekleyici terapi ve beslenme danışmanlığı gibi yöntemleri kapsar. Tedavi, kişinin duygusal tetikleyicileri tanımasına yardımcı olur. Duygusal dürtülerle başa çıkma becerilerini geliştirir ve sağlıklı yeme alışkanlıklarını teşvik eder.

    Kişiler bazen hayatın akışındaki süreçte mutlu veya mutsuz olabileceği olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. Fakat bazılarımızda bu duygu durumuyla birlikte yeme ile ilgili alışkanlıklarıda birtakım değişiklikler olur. Normalden sapmalar da böyle durumlarda görülmektedir. Kişiler duygu durumunun derinliğinde şiddetine ve o anki diğer etmenlere göre yeme davranışlarını kontrol altına alamayabilirler. Bir örnekle açıklayacak olursak; Bir kişinin çok mutsuz olduğu anda kendinde bir şeyler yeme ihtiyacı hissetmesi durumuyla yüz yüze kalması ve bu ihtiyaca karşı koyamamakla birlikte o an bir yeme davranışı gerçekleştirmesi durumudur.

    Duygusal Yeme Bozukluğu ( Bazen Mutluluktan Olur )

    Bu durum her zaman olumsuz duygularla birlikte gerçekleşmez. Bazen olumlu duygularla birlikte de aynı durumu gözlemleyebiliriz. Kontrol altına alınamayan bu durum kişinin fiziksel ve psikolojik sağlığı ile ilgili çok büyük sıkıntılara yol açabilir. Kişinin kontrol edemediği bu durumun temellerinde yatan problemin ne olduğu bulunmalıdır. Veya eksikliğinin ne olduğu tesbit edilmelidir. Bu durumların çözüme kavuşturulması açısından profesyonel, psikolojik bir destek almak çok önemlidir.

    Eğer duygusal yeme bozukluğu gibi durumla karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız, bir uzmana başvurmanız önemlidir. Bir psikolog veya psikiyatrist durumunuzu değerlendirebilir. Size uygun bir tedavi seçeneği sunabilir. Bu profesyonel yardım ve destekle duygusal yeme bozukluğuyla başa çıkmanız mümkündür.

    Unutmayın! duygularımız, davranışlarımızı, davranışlarımız ise bizi şekilendirir.

    Psikolog Gülşen Sarı

    Bu konuda psikoloğumuz Gülşen Sarıdan daha fazla bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

    https://tekderdim.com/ adresine tıklayarak ilginizi çeken yazılara göz atabilirsiniz.

  • Biyoteknolojide Son Durum

    Biyoteknolojide Son Durum

    Biyoteknolojide son durum nedir? biyoteknoloji ,biyoloji ve teknolojinin kesişim noktasında bulunan bir disiplindir. Biyosistemlerin mühendislik yoluyla kullanılması ile ilgilidir. Ancak biyoteknoloji, sadece canlı organizmaların ve biyolojik sistemlerin kullanımı ile tıbbi, tarımsal ve endüstriyel alanlarda yenilikçi çözümler üretmeyi hedefleyen bir teknoloji alanı değildir. Zirai alanda da kullanır. Heyecan verici ilerlemelerin olduğu biyoteknoloji büyük bir çığır aşamasındadır.

    Bu alanda son yıllarda birçok gelişme yaşanmıştır. İşte biyoteknolojinin geldiği son noktalardan bazıları:

    BİYOTEKNOLOJİ NELER YAPTI? Biyoteknolojide son durum

    Biyoteknolojide son durum incelemesi yapalım.

    1.Genetik düzenleme: CRISPR-Cas9 ve diğer genetik düzenleme teknikleri sayesinde, genlerin düzenlenmesi ve düzeltilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu teknoloji, kalıtsal hastalıkların tedavisi ve bitkilerin geliştirilmesi gibi alanlarda büyük potansiyel taşımaktadır.

    CRISPR-Cas9 yöntemi, hücrelerin genetik materyaline müdahele etmek için kullanılan bir araçtır. Bu nedenle CRISPR-Cas9 kullanılabilmesi için hücrelerin belirli bir olgunluğa erişmesi gerekir. Örneğin insan embriyosundaki gen düzenlemesi çalışmaları genellikle embriyonun erken gelişim aşamalarında gerçekleşir. Ancak bu konu ile ilgili yasal ve etik düzenlemeler bulunmaktadır.

    2.Kişiselleştirilmiş Tıp: Genetik testler, biyolojik örneklerin analizi ve diğer teknolojiler sayesinde, tıbbi tedaviler kişisel hale gelmiştir. Bu hastaların daha iyi bir tedavi almasını ve tedavi sonuçlarının iyileştirilmesini sağlar.

    3.Yapay Organlar: Biyoteknoloji sayesinde, insanlar için uygun olan yapay organlar üretmek mümkün hale gelmiştir. Böylelikle bu gelişme organ nakli bekleyen hastalar için önemli bir umut kaynağı olmuştur.

    4.Bitki Islahı: Biyoteknoloji sayesinde bitki verimliliği artar ve hastalıklara karşı daha dayanıklı bitkiler elde eder. Öyleyse bu gelişme dünya çapında açlık sorunlarına çözüm bulmak için önemli bir çalışmadır.

    5.Biyoyakıtlar: Böylelikle biyolojik kaynaklardan elde eldilen biyoyakıtlar üretmek mümkün hale gelmiştir. Bu fosil yakıt kullanımını azaltmak ve çevreye daha az zarar vermek için önemlidir.

    Ama bu örnekler biyoteknolojinin geldiği son noktalardan sadece birkaçıdır. Biyoteknoloji alanında devam eden araştırmalar ve gelişmeler, daha birçok yenilikçi çözüm ortaya çıkmasına neden olacaktır.

    Fakat konu ile ilgili farklı bir sayfadan bilgi almak isterseniz buraya atıklayabilirsiniz.

    Son olarak sayfamızın sağlık kategorisinde ilginizi çekeceğinden emin olduğum bu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

  • SAĞLIKLI CHECK-UP NASILDIR?

    SAĞLIKLI CHECK-UP NASILDIR?

    Sağlıklı check-up nasıldır bilmek istersiniz. Öncelikle hiç bir sağlık sorununuzun olmamasını diliyorum ve yazıma başlıyorum. Check-up,kişinin bir sağlık sorunu yokken durumunu değerlendirmek için ve potansiyel sağlık sorunlarını tespit etmek içindir. Bu yüzden, düzenli aralıklarla olmasında yarar vardır. Bu konu aslında check-up olan kişinin yaşına, cinsiyetine, aile öyküsüne, yaşam tarzına ve diğer risk faktörlerine göre değişir.

    Check-up içinde neler olmazsa olmaz, şimdi bunları göreceğiz. Yani doktorlar sizlere nelerin öncelikli yapılması gerektiğini bazen söylemezler. Bu check-up özellikle, özel hastanede yapılıyor ise çok gereksiz testlerin de eklenmesiyle maliyetleri şişiyor. Bunları da göz önünde bulundurarak özet halide neler check-upta olmazsa olmazdır?

    CHECK-UP İÇİN ÖNERİLEN MADDELER

    Check-up içinde olması gerekenler şunlardır:

    1. Fizik muayene: Kan basıncı, kalp atış hızı, ağırlık, boy, deri, göz, kulak, burun, boğaz, lenf, düğümleri, kalp ve akciğerlerin dinlenmesi gibi temel fiziksel testler yapmak gerekir.
    2. Kan testleri: Tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol, trigliserit, böbrek fonksiyonları,elektrolit seviyeleri gibi çeşitli kan testleri yapmak gerekir.
    3. İdrar testleri: İdrar tahlili yapar. Böylelikle böbrek yaşlanma sürecini yavaşlatma yapılır ve böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir.
    4. Görüntüleme testleri: Röntgen, ultrason, mamografi, kolonoskopi ve diğer görüntüleme testleri gibi çeşitli testler yapmak gerekir.
    5. Kanser tarama testleri: Yaşa ve cinsiyete bağlıdır. Meme kanseri, prostat kanseri gibi kanserler için tarama testleri yapmak gerekir.
    6. Diğer testler: Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için tarama testleri yapılır. Zihinsel sağlık değerlendirmesi, kemik yoğunluğu ölçen testler gibi çeşitli testler yapar.

    Sağlıklı check-up nasıldır? Bu kişinin sağlık durumunun değerlendirmesi ve sağlık sorunlarını tespit etmesi için çok önemlidir. Check-up ‘ın sıklığı ve içeriği kişinin sağlık durumuna göre değişir. Yaşam tarzına ve diğer risk faktörlerine göre de değişir. Sağlık sorunları için erken teşhis ve tedavi, uzun vadeli sağlığı korumak için çok önemlidir. Bu bağlamda düzgün bir check-up çok önem taşır. Aksi taktirde kendimizi kandırmış ve sağlığımızı çok iyi gidiyor olarak yorumlarız. Bu da ileride kötü sürprizlerle karşılaşmanıza sebep olur.

    Yukarıdaki altı madde sağlam bir check-up için size yeterince ışık tutacaktır.

    Sayfamızın sağlık bölümünde buraya tıklayarak çok ilginizi çekecek yazılar bakınız .

    Buraya tıklayarak da farklı bir açıdan bakabilirsiniz.