Neden en sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeliyiz? Çünkü gluten zararlı, şeker zararlı, tuz zararlı, yağda kızartma zararlı. Daha aklınıza gelecek çoğu pişirme teknikleri de zararlı. Bu yüzden sağlıklı atıştırmalıkları öğrenmeliyiz. Sağlıklı derken hem kısa sürede hazırlanmalı hem de gerçekten hiç bir zararı olmamalı.
Atıştırmalık diyorum çünkü oturup gerilinceye kadar yemek yerine sık sık atıştırarak yemeliyiz. Sağlıklı olan budur. Doğada tüm canlılar yemek saatini bekleyerek yemek yemiyorlar. Ne zaman bulurlarsa o zaman yemek yiyorlar. Aynı saatte yemek yemek sağlıklı ve doğal değil.
Kuruyemiş Tabağı
Sağlıklı yemek ile ilgili hiç bir şey bilmiyorsanız bile, bir kediyi bir köpeği veya bir maymunu taklit edin. Ne zaman güneşleniyor? Mesela, ne zaman uyuyor? Ne zaman yemek yiyor? Onlar gibi davranarak sağlıklı
Yerken tadı güzel olup, suçluluk duya duya mideye indirdiğimiz o zararlı yiyecekleri ne zaman bırakacaksınız? Oysa ki En sağlıklı atıştırmalıklar araştırmak hiç aklımıza gelmiyor. Halbuki en az onlar kadar lezzetli olabiliyorlar. Hem lezzetli hem de sağlıklı olması mümkün iken neden hastalıkları satın alalım?
Sonra gelsin gıda intoleransı, IBS, reflü…Şimdi size en sağlıklı atıştırmalıklarıl maddeler halinde yazacağım. İş yerlerine götürülecek beslenmeler için çok uygun.
En sağlıklı atıştırmalıklar
En Sağlıklı Atıştırmalıklar Nelerdir?
Ev yoğurduna nohut haşla ve kat.
Yoğurt, yulaf, muz, kivi…
hurma çekirdeğini çıkar ceviz koy.
Tuzsuz peynirden kuymak yap kare kapta dondur ve küp küp kes. ( Hemen bir pratik tarif de yazayım: önce bir kaşık tereyağında iki tepeleme yemek kaşığı mısır unu, hafif kavur. 2.5 bardak su ekle. suyu çekince tuzsuz tel peyniri ekle.)
Siyez bulguru ve yeşil mercimek haşlanır.
havuç şalgam patates haşlaması
Leblebi, kuru üzüm
Mısır ekmeği ve tereyağı bal.( Bu çok güzel oluyor ama şeker sorunu olmayanlara)
Çekirdekli siyah kuru üzüm. ( çok güzel oluyor iş yerinde inanın!)
Dut kurusu veya dut kurursundan glütensiz kek.
Kefir
Kkarışık mevsim meyvesi ve bal veya pekmez.
Meyve sebze.
kuruyemişler.
kurumuş meyveler.
Bu yazımda en sağlıklı atıştırmalıklardan sizin de keşfettikleriniz varsa yorumlar kısmına yazarak katkıda bulunabilirsiniz.
Sayfamızın sağlık bölümünde ilginizi çekebileceğine inandığım yazılar olduğu için buraya linkini bırakıyorum. İterseniz tıklayabilirsiniz.
Farklı bir adresten bilgi almak isterseniz buraya da bir link bırakıyorum.
Kırmızı pancar turşusu ve pancarın faydaları ile ilgili yazımızda pancarın hiç duymadığınız faydalarını öğreneceksiniz.Kırmızı pancar hem tatlı hem de tuzlu tadı ile ve harika rengi ile sıra dışı bir sebzedir. Bu ilginç görünümlü meyve, yooo sebze 🙂 turşu yapılarak ekşi bir tat profiline sahip olabiliyor. Bir çok kültürde yaygındır. Şimdi gelelim kırmızı pancarın turşuna:
Kırmızı Pancar Turşusunun Malzemeleri:
Kırmızı pancar turşusu yapmak için genellikle aşağıda ki malzemeler gereklidir.
Kırmızı pancar. Omazsa olmazı 🙂
Bir çay bardağı doğal sirke
Bir çorba kaşığı kalın tuz (kaya tuzu)
Bir adet limon (suyu)
Lezzet vermesi için isteğe göre karabiber, kimyon, hardal tohumu, rezene eklenir.
Önce kırmızı pancarlar az suda çok ezilmeden haşlanır. Sonra soyulup doğranır. İster ince uzun doğrayın, ister küp küp.
Bir litrelik kavanoza dolduruyoruz. Üzerine kırmızı haşlama suyunu döküyoruz.
Diğer malzemeleri de ekliyoruz. Bu karışıma isterseniz sarımsak ve kereviz sağı da ilave edebilirsiniz.
Turşu bu haliyle bir kaç gün fermente olması için oda sıcaklığında dursun. Fermente süreci sonrası kavanoz buzdolabında olgun hale gelen pancar, lezzetinin artmasını bekler.
Kırmızı Pancar Nerelerde Kullanılır?
Kırmızı pancar turşusu ve pancarın faydaları saymakla bitmez.Kırmızı pancar turşusu, salatalarda, sandviçlerde mezelerde ve diğer yemeklerde garnitür olarak tercihimizdir. Aynı zamanda sağlıklı bir atıştırmalık olarak da tercih ederiz. Çünkü kırmızı pancar düşük kalorili ve yüksek lif oranına sahip sebzelerdir. Ancak turşular yüksek miktarda tuz içerdiğinden, tuz tüketimini kontrol etmek önemlidir.
Kırmızı Pancar Turşusu Ve Pancarın faydaları
Kırmızı pancarı, birçok farklı yemek ve yiyecek üzerinde kullanırız. İşte kırmızı pancarın yaygın olarak kullanıldığı bazı yerler:
1.Salatalar: Kırmızı pancar, taze ve doğal rengiyle salatalara renk ve lezzet katar. Dilimli veya rendeli kırmızı pancar, yeşil yapraklar ve diğer sebzelerle birleşerek lezzetli ve besleyici salatalara izin verir. 2.Mezeler: Kırmızı pancarı, doğrayarak veya rendeleyerek olarak mezelerde tercih ederiz. Yoğurtlu pancar salatası gibi klasik mezelerde kırmızı pancar tercihimizdir. 3.Sandviçler: Dilimli kırmızı pancar, sandviçlerin içinde lezzetli ve besleyici bir ekstra katman olur. Özellikle peynirli veya tavuklu sandviçlerde tercihimizdir. 4.Garnitürler: Kırmızı pancar, ana yemeklerin veya yan yemeklerin yanında garnitür olarak da iyi gider. Dilim veya doğrama kırmızı pancar, et, tavuk veya balık yemeklerine renk ve lezzet katar. 5.Turşular: Kırmızı pancar, baharatlar, sirke ve tuz ile fermente edip turşu da olur. Kırmızı pancar turşusunu, soğuk meze olarak veya diğer turşu çeşitleri ile birlikte servis edebilirsiniz. 6.Smoothieler: Kırmızı pancarı, doğrayarak ve rendeleyerek smoothie’lere ekleriz doğal bir tat ve renk elde ederiz . Özellikle meyve ve sebzeli smoothie’lere ekleyip sağlıklı içecekler yaparız. 7.Bebek mamaları: Kırmızı pancar, bebek mamalarında da harika olur. Haşlanmış ve püre haline getirilmiş kırmızı pancar, bebekler için sağlıklı bir besin kaynağı olabilir. Unutmayın, kırmızı pancar doğal olarak şeker içeren bir sebzedir, bu nedenle diyabetik hastalar ve şeker tüketimini sınırlamak isteyenler için dikkatli kullanılmalıdır. Ayrıca, kırmızı pancar tüketmeden önce doğru şekilde temizlenmeli ve hazırlanmalıdır.
Sayfamızın yemek bölümünde sağlıklı atıştırmalıklarla ilgili çok güzel bir yazıyı buraya bulabilirsiniz.
Farklı bir sayfadan bilgi almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Sjögren sendromu ve beslenme ilişkisine başlamadan önce, ben de bu teşhisi almış biri olarak, nedir bu sjögren kısaca bahsedeyim.
Sögren sendromu otoiümün bir hastalıktır. Lenfosit adı verilen beyaz kan hücreleri salgı bezlerini işgal eder. Vücudun dış salgı bezlerini hedef alan savunma sistemimiz şaşırmıştır. Kendi sağlıklı dokularını düşman istilacılar olarak algılar ve saldırır. Yani bedenimiz kendi kendine savaş açar. Kuru göz ve kuru ağız en belirgin özelliğidir.
Genellikle tükrük bezlerini ve göz yaşı bezlerini hedef alır. Ama bu kadar masum kalmaz bazı vakalarda. Eklem iltihabı, karaciğer, böbrek tutulumu gibi etkiler de gösterebilir. İki tür sögren vardır.
İlki, nedeni belli olmayan kendi kendine çıkan yalnız sjögren, buna prime tip denir.
İkincisi,otoimmün hastalıklar SLE veya RA (Sistemik lupus eristematoz veya ramatoit artrit ) gibi hastalıklara eşlik eden sekonder tip.
BESLENME VE SJÖGREN
Tüm otoimmün hastalıklarda önemli olan beslenme sjögrende de önemlidir. Sjögren sendromu ve beslenme konusunda en önemli husus su içmek. Günde en az iki buçuk litre su içilmeli. Hatta sjögren sendromunu sadece bol su tüketerek atlatan insanlar olduğunu da söylemem gerekir. Eğer atak dönemi geçiriyorsanız, tüm vücudunuz kıpkırmızı ve iyneleniyor gibi batıyorsa atak geçiriyorsunuz demektir. İlk yapmanız gereken şey su içmeyi abartmak olmalı.
Su içemiyorum gibi bir bahaneyi kaldırmaz Sjögren sendromu. Yemek yerken içerken sıcak soğuk yiyeceklere de dikkat etmeli, mümkün ise sadece oda sıcaklığındaki besinler tüketilmelidir. Doğal yiyecekler otoimmün hastalıkları olan tüm insanlarda önemlidir, olmazsa olmazıdır. İmkanı olanlar kendi sebzesini meyvesini yetiştirsinler. Doğal gıdaya ulaşmak günümüzde çok zor. Pazarlarda köylülerin sattığı her şeye tarım ilaçları, suni gübre bulaşmış durumda. Bilinçsizce kullanılan o tarım ilaçları, bitkileri aşırı ürün vermeye mecbur ettiği için üreticinin çok hoşuna gidiyor. Oysaki insan sağlığına çok büyük zararlar verip bizi hasta ediyor.
Sjögren sendromu ve beslenme ilişkisinde paketli gıdayı, hormonlu, GDOlu gıdayı ,şekeri ve glüteni sever.Öncelikle bu işlenmiş gıdaları terk etmeliyiz. Sıcak ve soğuk besinleri, bayatlamış her türlü yiyecek ve içecek bize normal insandan daha fazla zarar verir.
SJÖGREN VEGAN İLİŞKİSİ
Eğer kesin çözüm istiyorsanız, kafaya koyduysanız sjögren sendromunu yenmeyi o zaman size en iyi önerim soğuk vegan beslenmektir. Aynı zamanda da yağ kullanımını minimum seviyeye çekmelisiniz.Ben neler mi yapıyorum?
Ben sadece soğuk sıkım zeytinyağı ve tere yağı kullandığımı belirteyim. Yoğurt ev yapımı olmak şartıyla çok çok az günlük yarım su bardağı kadar. Süt hiç yok. Çok aramıyorsanız yoğurdu tamamen çıkarabilirsiniz listenizden. İğde çekirdeği tozu, dut yaprağı kurusu,koyu yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacaktır.
Vitaminler olmadan vegan beslenme sağlıklı olmaz. B12, magnezyum, D vitamini, propolisler, probiyotikler de mutlaka doktora sorularak kullanılmalı.Örneğin spiriluna benim olmazsa olmazım.
Tam olarak bu bir vegan beslenme değil. Çünkü vegan hiç bir hayvansal ürün tüketmez.Benim diyet listemde balık var, organik olduğundan emin olursam koyun, keçi eti var. Ben tamamen vegan beslenmeye veya soğuk vegan beslenmeye geçtiğimi söyleyemem.
Soğuk vegan beslenmede pişirme de yok. En çok 40 dereceye kadar ısıtabiliyorsun.Tahılları pişiremediğimiz için onları ancak filizlendirerek tüketebiliyorsunuz. Oldukça zor bir diyet. Bunu uygulamamız çok zor biliyorum.Lakin, sjögren sendromunu tamamen beslenme düzeni ile ortadan kaldırmış bir örnek var dünyada. Bunu bilmek denemeye değer dedirtiyor. Venüs Williams. Merak ediyorsanız buradaki linke tıklayarak bir göz atabilirsiniz. Eminim Venüs Williams’ ın hikayesi sizi çok etkileyecek. Dünyada sjögreni tamamen silen, bulabildiğim tek kişi kendisi.
Şimdi size bir haftalık diyet listesi örneğini Türkiye şartlarına göre yazayım.Ben bunları yapıyorum.Her şeyin köyden, tamamen doğal ata tohumlarından elde edilmiş, koruyucusuz, katkısız olduğunu belirtmeme gerek duymuyorum. Zira tüm bu anlattıklarım boşa gider. Köyden derken gidip köylü pazarından sorgusuz sualsiz güvenerek almamlıyız. İlaçlı tarım en fazla köylerde ve bilinçsizce yapılıyor. Bunu da unutmayalım.
SJÖGRENDE BESLENME NASIL OLMALIDIR?
Bu bir öneri. Benim bir günüm, diyebilirim.
kahvalatı : kuymak( az tuzlu veya tuzsuz eski kaşar ile )
ara öğün:avakado veya armut olabilir.
öğle: mevsimin sebze yemeği ve az pilav salata
ara öğün:az şekerli meyve veya sebze ( burada domates salatalık olableceği gibi ejder meyvesi, olmamış muz, mürdüm eriği,şeftali, kayısı, vişne, böğürtlen, mavi yemiş, nar, elma, armut, çilek, dut … mevsime göre en fazla iki çeşit olmak şartıyla abartmadan ara öğün yapılırsa doğru olur.)
akşam:balık, salata, sebze çorbası.
En çok zorlanılan konu kahvaltı. Ekmeğin beslenmeden çıkmasıyla kahvaltı fakirleşiyor gibi görünebilir. Oysaki, tam tersi. Ekmekle boş şişkinlik yapacağınız midenizi faydalı besinlerle dolduruyorsunuz. Doyma hissini ekmek değil renkli gıdalar alıyor. Sögren sendromu ve beslenme ilişkisi bizim sandığımızdan çok daha fazla gördüğünüz gibi.
Şimdi gelelim başka önemli konuya! Atıştırmalıklar yok mu hayatımızda! Korkmayın tabii ki var. Meyve kuruları. Elma kurusu, Cennet hurması kurusu, normal hurma, şu yaş olmamış nohutlar veya haşlanmış nohut, leblebi, tüm kavrulmamış kuruyemişler, fındık, badem, ceviz, kaju, çekirdekler… Serbest.
FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ
Aslında özetle, bozulan savunma sistemini fabrika ayarlarına çevirmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de taaa atalarımızın beslenmelerini örnek alıyoruz. Barsak floramızı onlarınkine ne kadar yaklaştırırsak o kadar sağlığımıza da yaklaşmış olacağız. Bu da demek oluyor ki ilk insan gibi yaşamaya çalışmalıyız. Pişirmeden, ezmeden, sıkmadan, dondurmadan, pastörize etmeden, vakumlamadan, tuzlamadan yemeliyiz. Çünkü doğadan olduğu haliyle soframızda olmalı.
Baklagilleri öğütecek dişlerimiz yok. Çünkü biz insanoğlu ancak dişimizin kestiği yumuşak şeyleri yiyebiliriz. Tabii ki pişirmediğimizde. Çünkü pişirmek yiyeceklerin besin değerini çok fazla öldürüyor. Aynı zamanda dondurmak genetiğini değiştiriyor yiyeceklerin. Kısacası saklama koşulları yiyecekleri öldürüyor, bizler de ölü yiyecek yiyoruz. Sonra bizim hücrelerimiz bu gelen besinleri tanımıyor bence. En azında bende öyle oluyor sanıyorum. Araştırdığım kadarıyla.
Nedeni belli olmayan hastalıklarda beslenmeyi ve çevre şartlarını suçluyoruz haklı olarak. Çünkü ihtimaller arasında geçiyor. Bu durumu düzeltmenin de çaresi, saçma sapan beslenme alışkanlığımızı değiştirmek. Diyelim ki tahıl yemek istiyorsak, ancak filizlendirerek yiyebiliriz. Et yemek istiyorsak çiğ, süt içmek istiyorsak kaynatılmamış süt içebiliriz. Bunlar da hastalığa sebep olacağı için hiç yememek en iyisi. En azından bu hastalığı atlatana kadar.
Sağlık bölümünde ilginizi çekeceğini düşündüğüm ” Fibromiyalji Değil Lupus” isimli yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.