Blog

  • Duygusal Yeme Bozukluğu Nedir: Neyden Kaynaklanır?

    Duygusal Yeme Bozukluğu Nedir: Neyden Kaynaklanır?

    Duygusal yeme bozukluğu, bazen kompulsif yeme bozukluğu olarak da adlandırılır. Bir kişinin sık sık büyük miktarlarda yiyecek tüketmesiyle karakterize edilen bir psikolojik durumdur. Duygusal yeme bozukluğu olan kişiler genellikle stres, üzüntü veya sıkıntılı hissettiklerinde bu tür davranışlar gösterirler. Böylelikle bozulan durumu yiyecekler yardımıyla aşmaya çalışırlar. Bu durum, yemeğin rahatlama ve duygusal tatmini sağlayan bir araç olarak kullanıldığı anlamına gelir.

    Duygusal yeme bozukluğu, kişinin kendini kontrol edememesi ve normalden daha fazla yiyecek tüketmesiyle karakterizedir. Bu durum, genellikle kişinin fiziksel olarak aç olmamasına rağmen aşırı yeme hissiyle son bulur. Duygusal yeme nöbetleri sırasında, kişiler genellikle hızlı şekilde yemek yer ve yiyecek miktarını kontrol etmekte zorlanırlar.

    Duygusal yeme bozukluğu olan kişiler genellikle kilo alımıyla sonuçlanan aşırı yemeye bağlı olarak obezite eğilimindedirler. Bu durum, fiziksel sağlık sorunlarına sebep olur. Ayrıca düşük benlik saygısı, utangaçlık gibi duygusal sorunlara yol açar.

    Duygusal yeme bozukluğu genellikle depresyon, anksiyete ve diğer ruh hali bozukluklarıyla ilişkilidir. Bu durum tedavi edilebilir. Tedavi bir dizi yaklaşımı içerir. Bu da bilişsel davranışçı terapi (BDT),psiko dinamik terapi, destekleyici terapi ve beslenme danışmanlığı gibi yöntemleri kapsar. Tedavi, kişinin duygusal tetikleyicileri tanımasına yardımcı olur. Duygusal dürtülerle başa çıkma becerilerini geliştirir ve sağlıklı yeme alışkanlıklarını teşvik eder.

    Kişiler bazen hayatın akışındaki süreçte mutlu veya mutsuz olabileceği olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. Fakat bazılarımızda bu duygu durumuyla birlikte yeme ile ilgili alışkanlıklarıda birtakım değişiklikler olur. Normalden sapmalar da böyle durumlarda görülmektedir. Kişiler duygu durumunun derinliğinde şiddetine ve o anki diğer etmenlere göre yeme davranışlarını kontrol altına alamayabilirler. Bir örnekle açıklayacak olursak; Bir kişinin çok mutsuz olduğu anda kendinde bir şeyler yeme ihtiyacı hissetmesi durumuyla yüz yüze kalması ve bu ihtiyaca karşı koyamamakla birlikte o an bir yeme davranışı gerçekleştirmesi durumudur.

    Duygusal Yeme Bozukluğu ( Bazen Mutluluktan Olur )

    Bu durum her zaman olumsuz duygularla birlikte gerçekleşmez. Bazen olumlu duygularla birlikte de aynı durumu gözlemleyebiliriz. Kontrol altına alınamayan bu durum kişinin fiziksel ve psikolojik sağlığı ile ilgili çok büyük sıkıntılara yol açabilir. Kişinin kontrol edemediği bu durumun temellerinde yatan problemin ne olduğu bulunmalıdır. Veya eksikliğinin ne olduğu tesbit edilmelidir. Bu durumların çözüme kavuşturulması açısından profesyonel, psikolojik bir destek almak çok önemlidir.

    Eğer duygusal yeme bozukluğu gibi durumla karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız, bir uzmana başvurmanız önemlidir. Bir psikolog veya psikiyatrist durumunuzu değerlendirebilir. Size uygun bir tedavi seçeneği sunabilir. Bu profesyonel yardım ve destekle duygusal yeme bozukluğuyla başa çıkmanız mümkündür.

    Unutmayın! duygularımız, davranışlarımızı, davranışlarımız ise bizi şekilendirir.

    Psikolog Gülşen Sarı

    Bu konuda psikoloğumuz Gülşen Sarıdan daha fazla bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

    https://tekderdim.com/ adresine tıklayarak ilginizi çeken yazılara göz atabilirsiniz.

  • Biyoteknolojide Son Durum

    Biyoteknolojide Son Durum

    Biyoteknolojide son durum nedir? biyoteknoloji ,biyoloji ve teknolojinin kesişim noktasında bulunan bir disiplindir. Biyosistemlerin mühendislik yoluyla kullanılması ile ilgilidir. Ancak biyoteknoloji, sadece canlı organizmaların ve biyolojik sistemlerin kullanımı ile tıbbi, tarımsal ve endüstriyel alanlarda yenilikçi çözümler üretmeyi hedefleyen bir teknoloji alanı değildir. Zirai alanda da kullanır. Heyecan verici ilerlemelerin olduğu biyoteknoloji büyük bir çığır aşamasındadır.

    Bu alanda son yıllarda birçok gelişme yaşanmıştır. İşte biyoteknolojinin geldiği son noktalardan bazıları:

    BİYOTEKNOLOJİ NELER YAPTI? Biyoteknolojide son durum

    Biyoteknolojide son durum incelemesi yapalım.

    1.Genetik düzenleme: CRISPR-Cas9 ve diğer genetik düzenleme teknikleri sayesinde, genlerin düzenlenmesi ve düzeltilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu teknoloji, kalıtsal hastalıkların tedavisi ve bitkilerin geliştirilmesi gibi alanlarda büyük potansiyel taşımaktadır.

    CRISPR-Cas9 yöntemi, hücrelerin genetik materyaline müdahele etmek için kullanılan bir araçtır. Bu nedenle CRISPR-Cas9 kullanılabilmesi için hücrelerin belirli bir olgunluğa erişmesi gerekir. Örneğin insan embriyosundaki gen düzenlemesi çalışmaları genellikle embriyonun erken gelişim aşamalarında gerçekleşir. Ancak bu konu ile ilgili yasal ve etik düzenlemeler bulunmaktadır.

    2.Kişiselleştirilmiş Tıp: Genetik testler, biyolojik örneklerin analizi ve diğer teknolojiler sayesinde, tıbbi tedaviler kişisel hale gelmiştir. Bu hastaların daha iyi bir tedavi almasını ve tedavi sonuçlarının iyileştirilmesini sağlar.

    3.Yapay Organlar: Biyoteknoloji sayesinde, insanlar için uygun olan yapay organlar üretmek mümkün hale gelmiştir. Böylelikle bu gelişme organ nakli bekleyen hastalar için önemli bir umut kaynağı olmuştur.

    4.Bitki Islahı: Biyoteknoloji sayesinde bitki verimliliği artar ve hastalıklara karşı daha dayanıklı bitkiler elde eder. Öyleyse bu gelişme dünya çapında açlık sorunlarına çözüm bulmak için önemli bir çalışmadır.

    5.Biyoyakıtlar: Böylelikle biyolojik kaynaklardan elde eldilen biyoyakıtlar üretmek mümkün hale gelmiştir. Bu fosil yakıt kullanımını azaltmak ve çevreye daha az zarar vermek için önemlidir.

    Ama bu örnekler biyoteknolojinin geldiği son noktalardan sadece birkaçıdır. Biyoteknoloji alanında devam eden araştırmalar ve gelişmeler, daha birçok yenilikçi çözüm ortaya çıkmasına neden olacaktır.

    Fakat konu ile ilgili farklı bir sayfadan bilgi almak isterseniz buraya atıklayabilirsiniz.

    Son olarak sayfamızın sağlık kategorisinde ilginizi çekeceğinden emin olduğum bu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

  • SAĞLIKLI CHECK-UP NASILDIR?

    SAĞLIKLI CHECK-UP NASILDIR?

    Sağlıklı check-up nasıldır bilmek istersiniz. Öncelikle hiç bir sağlık sorununuzun olmamasını diliyorum ve yazıma başlıyorum. Check-up,kişinin bir sağlık sorunu yokken durumunu değerlendirmek için ve potansiyel sağlık sorunlarını tespit etmek içindir. Bu yüzden, düzenli aralıklarla olmasında yarar vardır. Bu konu aslında check-up olan kişinin yaşına, cinsiyetine, aile öyküsüne, yaşam tarzına ve diğer risk faktörlerine göre değişir.

    Check-up içinde neler olmazsa olmaz, şimdi bunları göreceğiz. Yani doktorlar sizlere nelerin öncelikli yapılması gerektiğini bazen söylemezler. Bu check-up özellikle, özel hastanede yapılıyor ise çok gereksiz testlerin de eklenmesiyle maliyetleri şişiyor. Bunları da göz önünde bulundurarak özet halide neler check-upta olmazsa olmazdır?

    CHECK-UP İÇİN ÖNERİLEN MADDELER

    Check-up içinde olması gerekenler şunlardır:

    1. Fizik muayene: Kan basıncı, kalp atış hızı, ağırlık, boy, deri, göz, kulak, burun, boğaz, lenf, düğümleri, kalp ve akciğerlerin dinlenmesi gibi temel fiziksel testler yapmak gerekir.
    2. Kan testleri: Tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol, trigliserit, böbrek fonksiyonları,elektrolit seviyeleri gibi çeşitli kan testleri yapmak gerekir.
    3. İdrar testleri: İdrar tahlili yapar. Böylelikle böbrek yaşlanma sürecini yavaşlatma yapılır ve böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir.
    4. Görüntüleme testleri: Röntgen, ultrason, mamografi, kolonoskopi ve diğer görüntüleme testleri gibi çeşitli testler yapmak gerekir.
    5. Kanser tarama testleri: Yaşa ve cinsiyete bağlıdır. Meme kanseri, prostat kanseri gibi kanserler için tarama testleri yapmak gerekir.
    6. Diğer testler: Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için tarama testleri yapılır. Zihinsel sağlık değerlendirmesi, kemik yoğunluğu ölçen testler gibi çeşitli testler yapar.

    Sağlıklı check-up nasıldır? Bu kişinin sağlık durumunun değerlendirmesi ve sağlık sorunlarını tespit etmesi için çok önemlidir. Check-up ‘ın sıklığı ve içeriği kişinin sağlık durumuna göre değişir. Yaşam tarzına ve diğer risk faktörlerine göre de değişir. Sağlık sorunları için erken teşhis ve tedavi, uzun vadeli sağlığı korumak için çok önemlidir. Bu bağlamda düzgün bir check-up çok önem taşır. Aksi taktirde kendimizi kandırmış ve sağlığımızı çok iyi gidiyor olarak yorumlarız. Bu da ileride kötü sürprizlerle karşılaşmanıza sebep olur.

    Yukarıdaki altı madde sağlam bir check-up için size yeterince ışık tutacaktır.

    Sayfamızın sağlık bölümünde buraya tıklayarak çok ilginizi çekecek yazılar bakınız .

    Buraya tıklayarak da farklı bir açıdan bakabilirsiniz.

  • Evde Oturarak Para Kazanma: Evden Para Kazanmanın 6 Sırrı

    Evde Oturarak Para Kazanma: Evden Para Kazanmanın 6 Sırrı

    Evde oturarak para kazanma pek çok insanın hayalidir. Özellikle ev hanımları bu konuda daha isteklidirler. Çünkü evlerinin sorumlulukları bir hayli fazladır. Bu nedenle çocukların bakımı, yemek, temizlik gibi pek çok iş onların elinden geçer. Hem evdeki sorululukları aksatmamak, hem de gelir elde etmek için bu yöntemler tam size göre.

    Evde oturarak para kazanma için pek çok seçenek vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

    Evde Oturarak Para Kazanma İçin Neler yapmak gerekir?

    1. Freelance çalışma: Eğer bir beceriniz varsa, mesela yazı yazmak, grafik tasarım, web geliştirme, video düzenleme gibi freelance olarak çalışabilirsiniz. Freelance platformlarından bazıları şunlardır: Upwork, Freelancer ve Fiverr gibi siteler, işverenler ve serbest çalışanlar arasında işbirliği yapmak için harika yerlerdir. Bunu mutlaka denemelisiniz.
    2. Dijital öğretim: Bir konuda uzmanlığınız varsa, online öğretmen olarak çalışabilirsiniz. Udemy, Coursera ve Skillshare gibi platformlar, dijital öğretmenlere bir çok fırsat sunar. Bu konuda bir sertifika, diploma, referans olması işinizi kolaylaştırır.
    3. Online anketler: Anket sitelerine kaydolarak , evde otururken para kazanabilirsiniz. Bu siteler size anketler gönderir ve her anket için ödeme yaparlar.
    4. Satış: Evde üretebileceğiniz ya da stok halinde bulundurabileceğiniz ürünleri, çevrimiçi satış platformları aracılığıyla satmanız mümkün. Hatta etsy, Amazon, ve eBay gibi siteler, ürünlerinizi çevrimiçi olarak satmak. Bu çok iyi seçenek olacaktır.
    5. İnternetten reklam izleme: Bazı web siteleri, reklam izleme ve anketleri tamamlama gibi görevleri tamamlayarak para kazanmanızı sağlar. Swagnucks ve İnboxDollars gibi siteler, bu tür fırsatlar sunar.
    6. Veya benim gibi evden kendi sitenize yazılar yazmak. Böylelikle bu yazıların okunmasına mukabil reklam üzerinden para getirisi mümkün olur.

    Bu seçeneklerin her biri, evde otururken gelir elde etmek için çok iyi yollardır. İşe yarayıp yaramadığını görmek için size en uygun olan bölümü seçip denemeye hemen başlayın. Sonuçları bize yorumlarda bildirin. Ya da sizin daha iyi bir fikriniz varsa mutlaka yorumlarda bizimle paylaşın.

    Sitemizin kategorilerinde inceleyecek olursanız size bu konularda ışık tutacak pek çok yazı vardır. Merak edenler için buraya linki bırakıyorum. Hatta balkonda dikey tarım adlı yazımız bu konuda size bir fikir verir. Bu yazımız için de buraya tıklayın lütfen. Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

  • Eli Olmayanlar, Mekanik El

    Eli Olmayanlar, Mekanik El

    Eli olmayanlar için mekanik el çeşitlerine bir göz atalım. Bu mekanik el, yapımına ve kullanılmasına şahit olduğum manuel mekanik elin açıklamasıdır. Yani bu mekanik el 3D yazıcılarda filamentler kullanılarak basılan, iplerle birbirine bağlanarak hareket ettirilebilen manuel çalışan bir eldir. Diğer el çeşitlerini de sizler için araştırıp maddeler halinde yazımın sonuna ekledim. Konu ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz bana yorumlardan ulaşabilirsiniz.

    Robot El

    Bir insanın, özellikle bir çocuğun eli olmaması ve büyüme çağında bunun üstesinden gelebilmesi oldukça güçtür. Bir yetişkine göre bu durum daha acıtıcıdır. İstenmeyen izler bırakması kaçınılmaz. Bu olumsuzluğu kısmen de olsa bertaraf etmek için çalışmalarımız son gaz devam ediyor. Şimdi bu ele bir bakalım.

    Manuel çalışan, oynar eklemleri olan bir el. Üç boyutlu yazıcılardan çıkarılan mekanik bu eller oldukça iş görür.

    Üç boyutlu yazıcılarla, yaşa göre küçük veya büyük eller basılabilmektedir. Oynar eklemler sayesinde de hareket edebilir. Kısaca anlatmak gerekirse, eli bilekten itibaren eklem dahil yok kabul edelim. Dirsek ekleminde bir problem yoksa bu dirsek ekleminin hareket ettirilmesiyle, mekanik parmaklar kapanır ve nesneleri kavrar. Aynı durum bilek eklemi sağlamsa, sorunsuz çalışıyorsa, daha kısa bir maket el yapılabilir. Aynı şekilde parmaklar bilekten hareket ettirilebilir.

    Aslında bu elin hareket etmesi ve nesneleri kavramasından ziyade, el görünümünde o yokluğu doldurması, ilk kazançtır bence. Üstelik bu bir çocuğun eli ise durum çok daha nitelikli demektir.

    Türkiye’de bizzat şahit olduğum dört küçük çocuğa takılan mekanik ellerde, elin çalışmasından ziyade, o çocukların sevinci müthişti. İki elini kullanarak yaptıkları kalp işareti görülmeye değerdi.

    Üç boyutlu yazıcılardan her bir parçasını saatler, hatta günler boyunca basmak suretiyle çıkar. Kendi parmaklarımızdaki gibi tüm oynar eklemler, ayrı ayrı basılıp çıkarılarak iplerle dirsek eklemine bağlanmaktadır. Dirsek oynar eklemine sabitlenen ve ayarı yapılan bu el, dirsek hareketiyle parmaklarını oynatabilmektedir. Bu mekanik elin en büyük sınırlılığı ayarının kolay bozulabilmesidir. Bu sorunu, ebeveynlere kullanımını ve ayarını öğreterek aşabiliriz.

    Yukarıda anlattığım mekanik elin hammaddesi 3D yazıcılarda kullanılan filamentlerdir. Filamentler her renkte mevcuttur. Mesela çocuklara tuttukları takımların renklerinde el yapılabilir. Ya da hayranı olduğu film karakterinin şekli eklenebilir. Bu çalışmalar Türkiyede ” robot el Türkiye ” adı altında da yapılmaktadır. Üstelik ücretsiz.

    Beyinden Gelen Komut

    Bu mekanik eller manuel çalışmaktadır. Fakat bu elin beyinden gelen komutlarla hareket ettirilebilenleri de yapılabilmektedir. Sensörlerin dirsek ile el arasındaki bağlara dışarıdan yapıştırılmasıyla, parmaklar beyinden gelen komutlara cevap vermektedir. En azından ben sensörler sayesinde parmakların hareket ettirildiğine şahit oldum. Çok heyecan vericiydi. Henüz sensörlerle beyinden gelen komutları kullanarak hareket eden bir eli sonuca ulaştıramasak da çalışmalar devam ediyor. Bizimki tamamen hobi olarak ilerlediğinden biraz yavaş gidiyor. Robot el Türkiye bu işe el atar mı bilmem ama sonucun güzel olacağı kesin.

    Bu işin güzel taraflarından biri de yitik umutları geri almak. Bu gurur verici olayın bir parçası olmak beni ne kadar onurlandırıyor tahmin edersiniz. Şimdi gelin bu mekanik el çeşitleri. nelermiş bakalım.

    Eli Olmayanlar İçin Mekanik El Çeşitleri

    Eli olmayan veya el fonksiyonlarını sınırlı bir şekilde kullanabilen bireyler için mekanik el çeşitleri şunlardır. Kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylamak ve işlevselliği için olan yapay ellerdir. İşte eli olmayanlar için mekanik el çeşitlerinden bazıları:

    1. Protez eller: Protez eller, doğuştan el kaybı, ameliyat sonrası el kaybı veya yaralanma sonucu elini kaybetmiş bireyler için olan yapay ellerdir. Protez eller, kullanıcılara gerçek bir elin işlevlerini geri kazandırmak için tasarlanmıştır. Elektronik veya mekanik bileşenler içerir. Kullanıcıya el kavrama, nesne tutma, nesne kaldırma, el hareketleri gibi çeşitli fonksiyonları gerçekleştirme yeteneği sağlar.
    2. Myoelektrik protez eller: Myoelektrik protez eller, kullanıcının kas hareketlerini kullanarak protez elin işlevlerini kontrol etmesine olanak tanır. Kaslardan alınan elektrik sinyalleri ile protez elin hareketleri senkronize eder. Kullanıcı, kaslarını kullanarak protez elin açılıp kapanmasını, parmaklarını hareket etmesini veya el bileğini dönmesini kontrol eder.
    3. Mekanik kablo veya çubuklu protez eller: Mekanik kablo veya çubuklu protez eller, karmaşık elektronik bileşenler yerine basit mekanik kablo veya çubuklar kullanarak el fonksiyonlarını gerçekleştirir. Kullanıcı, kabloları veya çubukları kullanarak protez elin kavrama, tutma ve bırakma gibi işlevlerini kontrol eder.
    4. Kancalı protez eller: Kancalı protez eller, kullanıcıya nesneleri kavrama ve taşıma yeteneği sağlayan basit bir kancalı tasarıma sahiptir. Kullanıcı, kancayı kullanarak nesneleri kavrar ve taşır.
    5. Estetik protez eller: Estetik protez eller, kullanıcının elinin doğal bir görünümünü sağlamak için tasarlanmıştır. Estetik protez eller, kullanıcıya elin dış görünümünü ve doğal uyumunu sağlamak için çeşitli renklerde, şekillerde ve materyallerde vardır.

    El fonksiyonlarını kaybetmiş bireyler için mekanik el çeşitleri, kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylamak, bağımsızlıklarının artması ve daha fazla işlevselliği geri almak için önemli bir araç olur. Her kullanıcının ihtiyaçları farklı olur.

    İlginizi çeker mi? İsterseniz bir göz atın. Buraya tıklayarak sağlık sayfamıza ulaşabilirsiniz.

    Farklı bir bakış açısı isterseniz buraya da farklı bir sayfadan link ekliyorum.

  • En Organik Tarım Nasıl Yapılır?

    En Organik Tarım Nasıl Yapılır?

    Organik tarım, doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanarak, kimyasal gübreler, pestisitler, hormonlar ve genetik mühendislik gibi sentetik girdiler kullanmadan gıda üretme yöntemidir. Bugün size tarım hakkında güzel şeyler yazmaya karar verdim.Şöyle ki organik tarımın temel prensiplerini takip ederek nasıl yapılacağına dair genel bir rehber:

    Sertifikasyon ve Standartlar: Organik tarım yapmak isteyen çiftçiler, sertifikasyon süreçlerini tamamlamalı ve yerel veya uluslararası organik tarım standartlarına uymalıdır. Çünkü bu standartlar, organik tarımın nasıl olacağını, hangi uygulamaların kabul gören olduğunu ve hangi maddelerin kullanılmasının yasak olduğunu belirler.

    Organik Tarımda Başlıca Etmenler


    Toprak Bakımı: Organik tarımda toprak verimliliği ve sağlığı önemlisidir. Çünkü toprak organik madde ile zengindir. Kompost, gübre ve doğal gübreler kullanılarak besin maddeleri yaparız. Hatta toprağın erozyonu önlemek için çiftlikte dönüşümlü ekim olur. Mera rotasyonu ve toprak örtüleri gibi yöntemler vardır.
    Zararlı ve Hastalık Kontrolü: Organik tarım, kimyasal pestisitler yerine doğal yollarla zararlıları ve hastalıkları kontrol etmeyi hedefler. Bu, biyolojik mücadele, tuzaklar, doğal predatörlerin kullanımı ve bitki çeşitliliğini artırarak zararlıların popülasyonunu kontrol etme gibi yöntemleri içerir.
    Genetik Mühendislik ve Hormonlar: Organik tarım, genetik mühendislik ve hormon kullanımını yasaklar. Organik tarım yaparken, genetik olarak farklı organizmalar (GDO’lar) kullanmayız ve hayvanlara hormon vermeyiz.
    Yem ve Hayvan Bakımı: Organik hayvancılıkta, hayvanlara doğal yemler veririz. Kimyasal yem katkı maddeleri yasaklar. Ayrıca hayvanların doğal davranışlarını sergileyebilecekleri uygun yaşam koşulları sağlanmalıdır.
    Sulama ve Su Kaynakları: Organik tarım, su kaynaklarını uzun süreler kullanmayı hedefler. Bundan dolayı su yönetimi planları geliştirerek suyu etkili bir şekilde kullanmak ve israfı önlemek önemlidir.

    Sürdürülebilir Organik Tarım

    Organik tarım, doğal ve devamlılığı olan tarım yöntemlerini kullanarak, doğal kaynakları ve çevreyi korumak esastır. Sentetik gübreler, kimyasal pestisitler ve genetik mühendislik gibi yapay maddeler kullanmamak gerek. Organik gübreler, doğal böcek kontrol yöntemleri ve organik tohumlar gibi doğal yöntemlerle bitki üretmeyi hedefler. İşte organik tarımın temel prensipleri ve uygulanışı için adımlar:

    Toprak ve gübre yönetimi: Organik tarımın temelinde, toprağın doğal yapısı vardır. Toprağın verimliliğini koruyan ve geliştiren yöntemler vardır. Bu yüzden toprağa organik madde ekleyerek, humus miktarını artırarak, toprak sağlığını koruyabiliriz. Çünkü organik gübreler, doğal kaynaklardan elde edilen gübrelerdir ve kimyasal gübreler yerine geçer.
    Zararlı böcek ve hastalık kontrolü: Organik tarım, sentetik pestisitler yerine doğal ve biyolojik yöntemlere dayanır. Zararlı böcekleri ve hastalıkları kontrol etmek gerekir. Bunun için biyolojik mücadele önemlidir. Doğal yöntemlerin kullanımı, bitki çeşitliliği ve uygun bitki yerleşimi gibi yöntemler uygulanır.
    Genetik mühendislikten kaçınma: Organik tarım, genetik mühendislik veya genetik modifikasyon teknikleri kullanmayı reddeder. Organik tohumlar, doğal yollarla çoğaltılan ve genetik olarak değiştirilmemiş tohumlardır.
    Hayvan refahı: Organik tarım, hayvanların doğal davranışlarını destekler ve hayvan refahını önemser. Doğal yaşam alanları, dışarıda dolaşma ve doğal yemlerle besleme hayvanlarda önemlidir.
    Sürdürülebilir kaynak kullanımı:

    Organik tarım, su, enerji ve diğer doğal kaynakları usu bir şekilde kullanmayı hedefler. Su tasarrufu önemlidir. Enerji kullanımının az olması gerekir. Doğal kaynakların muhafaza olması gibi yöntemlerle devamlılığı olan kaynak kullanımı sağlar.

    Sertifikasyon


    Sertifikasyon: Organik tarım, sertifikasyon süreçlerine tabi tutar. Birçok ülke ve bölgede organik tarımı düzenleyen ve denetleyen organik tarım sertifikasyon kuruluşları vardır. Organik üreticiler, organik tarım standartlarına uymaları için belgelendirir ve organik tarım logosunu kullanır.
    Bu sayede organik tarım, çiftçilerin doğal kaynakları ve çevreyi koruyarak, sağlıklı ve doğal ürün yetiştirmelerini sağlar. Böylelikle doğaya ve sağlığa katkıda bulunarak daha yaşanır bir dünya yaratma çalışmasında bir katkı sağlamış olurlar.

    Sayfamızın tarım kategorisinde kesinlikle ilginizi çekecek bir yazıyı buraya ekliyorum. Ba yı la cak sı nız:)

    Harici bir sayfadan bilgi almak isterseniz de buraya bakabilirsiniz.

  • Kırmızı Pancar Turşusu Ve Pancarın Faydaları

    Kırmızı Pancar Turşusu Ve Pancarın Faydaları

    Kırmızı pancar turşusu ve pancarın faydaları ile ilgili yazımızda pancarın hiç duymadığınız faydalarını öğreneceksiniz.Kırmızı pancar hem tatlı hem de tuzlu tadı ile ve harika rengi ile sıra dışı bir sebzedir. Bu ilginç görünümlü meyve, yooo sebze 🙂 turşu yapılarak ekşi bir tat profiline sahip olabiliyor. Bir çok kültürde yaygındır. Şimdi gelelim kırmızı pancarın turşuna:

    Kırmızı Pancar Turşusunun Malzemeleri:

    Kırmızı pancar turşusu yapmak için genellikle aşağıda ki malzemeler gereklidir.

    • Kırmızı pancar. Omazsa olmazı 🙂
    • Bir çay bardağı doğal sirke
    • Bir çorba kaşığı kalın tuz (kaya tuzu)
    • Bir adet limon (suyu)
    • Lezzet vermesi için isteğe göre karabiber, kimyon, hardal tohumu, rezene eklenir.

    Önce kırmızı pancarlar az suda çok ezilmeden haşlanır. Sonra soyulup doğranır. İster ince uzun doğrayın, ister küp küp.

    Bir litrelik kavanoza dolduruyoruz. Üzerine kırmızı haşlama suyunu döküyoruz.

    Diğer malzemeleri de ekliyoruz. Bu karışıma isterseniz sarımsak ve kereviz sağı da ilave edebilirsiniz.

    Turşu bu haliyle bir kaç gün fermente olması için oda sıcaklığında dursun. Fermente süreci sonrası kavanoz buzdolabında olgun hale gelen pancar, lezzetinin artmasını bekler.

    Kırmızı Pancar Nerelerde Kullanılır?

    Kırmızı pancar turşusu ve pancarın faydaları saymakla bitmez.Kırmızı pancar turşusu, salatalarda, sandviçlerde mezelerde ve diğer yemeklerde garnitür olarak tercihimizdir. Aynı zamanda sağlıklı bir atıştırmalık olarak da tercih ederiz. Çünkü kırmızı pancar düşük kalorili ve yüksek lif oranına sahip sebzelerdir. Ancak turşular yüksek miktarda tuz içerdiğinden, tuz tüketimini kontrol etmek önemlidir.

    Kırmızı Pancar Turşusu Ve Pancarın faydaları

    Kırmızı pancarı, birçok farklı yemek ve yiyecek üzerinde kullanırız. İşte kırmızı pancarın yaygın olarak kullanıldığı bazı yerler:

    1.Salatalar: Kırmızı pancar, taze ve doğal rengiyle salatalara renk ve lezzet katar. Dilimli veya rendeli kırmızı pancar, yeşil yapraklar ve diğer sebzelerle birleşerek lezzetli ve besleyici salatalara izin verir.
    2.Mezeler: Kırmızı pancarı, doğrayarak veya rendeleyerek olarak mezelerde tercih ederiz. Yoğurtlu pancar salatası gibi klasik mezelerde kırmızı pancar tercihimizdir.
    3.Sandviçler: Dilimli kırmızı pancar, sandviçlerin içinde lezzetli ve besleyici bir ekstra katman olur. Özellikle peynirli veya tavuklu sandviçlerde tercihimizdir.
    4.Garnitürler: Kırmızı pancar, ana yemeklerin veya yan yemeklerin yanında garnitür olarak da iyi gider. Dilim veya doğrama kırmızı pancar, et, tavuk veya balık yemeklerine renk ve lezzet katar.
    5.Turşular: Kırmızı pancar, baharatlar, sirke ve tuz ile fermente edip turşu da olur. Kırmızı pancar turşusunu, soğuk meze olarak veya diğer turşu çeşitleri ile birlikte servis edebilirsiniz.
    6.Smoothieler: Kırmızı pancarı, doğrayarak ve rendeleyerek smoothie’lere ekleriz doğal bir tat ve renk elde ederiz . Özellikle meyve ve sebzeli smoothie’lere ekleyip sağlıklı içecekler yaparız.
    7.Bebek mamaları: Kırmızı pancar, bebek mamalarında da harika olur. Haşlanmış ve püre haline getirilmiş kırmızı pancar, bebekler için sağlıklı bir besin kaynağı olabilir.
    Unutmayın, kırmızı pancar doğal olarak şeker içeren bir sebzedir, bu nedenle diyabetik hastalar ve şeker tüketimini sınırlamak isteyenler için dikkatli kullanılmalıdır. Ayrıca, kırmızı pancar tüketmeden önce doğru şekilde temizlenmeli ve hazırlanmalıdır.

    Sayfamızın yemek bölümünde sağlıklı atıştırmalıklarla ilgili çok güzel bir yazıyı buraya bulabilirsiniz.

    Farklı bir sayfadan bilgi almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

  • Kafaya Takmamanın Yolları NEDİR?

    Kafaya Takmamanın Yolları NEDİR?

    Kafaya takmamanın yolları nedir biliyor musunuz? Zihinsel ve duygusal sağlığı koruyarak stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek, olumsuz düşünceleri yönetmek, kendine bakmak ve olumlu bir yaşam tarzı sürdürmek gibi çeşitli stratejileri içirir. Hep başkalarına tavsiyeler veririz: Kafaya takmayacaksın diye. Ancak kendimize gelince pek de işe yaramaz bu düşünce. Mum dibine ışık vermez çünkü.

    Peki nasıl olacak? Zorlayacaksınız. İnadına kötü düşünceler her geldiğinde ısrarla nötrleştireceksiniz. Zorlayarak düşüncemizi olumsuzdan olumluya çekeceğiz ve bunu defalarca yapacağız.

    İŞTE KAFAYA TAKMAMANIN YOLLARI:

    • Stresle başa çıkma becerilerini geliştirin. Stresli durumlarla başa çıkma becerilerinizi geliştirmek, zihinsel ve duygusal sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir. Örneğin derin nefes almak, meditasyon, yoga gibi gevşeme tekniklerini kullanabilir, fiziksel aktiviteler yapabilir, zaman yönetimi ve problemleri çözme becerilerimizi elimizden geldiğinin üzerinde çabayla güçlendirebiliriz.
    • Olumsuz düşünceleri yönetin: Kafaya takmamanın önemli bir yolu, olumsuz düşünceleri yönetmektir. Negatif düşünceleri, pozitif ve yapıcı düşüncelerle değiştirerek işe başlayabiliriz. Kendimizi eleştirel düşüncelerden uzaklaştırmalıyız. Kendimizi destekleyen, güdüleyen, motivasyonumuzu tavan yaptıran içsel konuşmalar üretmekle hemen başlayın.
    • Kendinize bakın: Çünkü kendimizi fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak iyi hissetmek için kendimize bakmamız en önemlisidir. Sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmalıyız. Yeterli uyku almalı, düzenli egzersiz yapmalı ve sosyal ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz. Yani kendimizi şımartmalı, kendimize zaman ayırmalıyız ve kendimize değer verdiğimizi hissetmeliyiz.
    • Sosyal destek alın: Sosyal destek, kafaya takmamaya yardımcı olur. Yakın arkadaşlarınızla ve ailenizle daha fazla zaman geçirin. En önemlisi de duygularınızı paylaşın ve y ardım isteyin. Kendimize başkalarının perspektifinden bakarak durumu daha iyi anlayabiliriz. Buna kendimize bir tepeden bakmak da diyoruz. Nitekim hayalinizde yaşadığımız hayattan çıkarak taaa gökyüzüne yükselmiş ve dünyadaki hayatımıza yukarıdan bakıyormuş gibi bir göz atmak. Böyle yaptığımızda ne kendimizi kadar da kalıplara soktuğumuzu çok daha rahat görebiliyoruz. Bunların farkında oldukça da stresimiz azalır ve kendi hayatımızı yönetmemiz kolaylaşır.
    • Olumlu bir yaşam tarzı sürdürün: Çünkü olumlu bir yaşam tarzını benimsemek kafaya takmamamıza yardımcı olabilir. Pozitif hobiler edinmeliyiz. Kendimize ilgi duyduğumuz konularda zaman ayırmalıyız. Keyif aldığımız aktiviteler yapıp sevdiğimiz insanlarla zaman geçirmeliyiz. İstediğimiz ve özlediğimiz yerlere gitmeliyiz.Böylelikle olumlu bir bakış açısı geliştirmek, stresle başa çıkmada etkili olacaktır.

    ÂNIN TADINI ÇIKARMAK VARKEN

    • Artık şu geçmişi ve geleceği kabullenin: Çünkü geçmişteki hatalara takılmayın. Hele ki o daha gelmemiş olan gelecekteki kaygılara hiç takılmayın. Velhasıl, zaten gelmemişler ve gelip gelmeyeceği de şüpheli. Belki de hiç gelmeyecekler ve siz o çektiğiniz stresle kalacaksınız. İşte bunlara takılmak yerine ânnın tadına bakın. Yani siz gelecekle ilgili planlar yaparken hayat başınıza geçen olaylar haline dönüşmesin. Bunun yerine geçmişteki hatalardan ders çıkararak ileriye bakın ve güzel bir hayatı planlayın.

    Sayfamızın bir çok bölümünden biri olan sağlık bölümü ilginizi çekeceğine eminim. Buraya tıklayarak bir gözatabilirsiniz. Bakın sizin için başka bir sayfada neler buldum. Buraya tıklayın.

  • Lupusun Bitkisel Tedavisi

    Lupusun Bitkisel Tedavisi

    Lupus, otoimmün bir hastalıktır ve bitkisel bir tedavi ile tamamen iyileşmez. Ancak, bazı durumlarda lupus semptomlarını yönetmek için doğal veya lupusun bitkisel tedavisi seçeneklerini deneyebilirsiniz. Öncelikle doktor kontrolü ile sağlık tavsiyelerine başvurmalısınız. Bunu belirterek yazıma başlıyorum.

    Önemli olan nokta şudur ki lupus gibi otoimmün hastalıklar ciddi ve karmaşıktır. Doğal yöntemlerle tedavi seçeneklerini denerken mutlaka sağlık uzmanı ile birlikte hareket edilmelidir. Tıbbi tedavi planımızı da aksatmadan dikkatlice alternatif yöntemler deneyebiliriz.

    Fakat unutulmamalıdır ki, bitkilerin potansiyel yan etkileri olması mümkündür. Bu sebeple bazı etkileşimleri güvenli kullanımı konusunda bilinçli olmamızı gerekir.

    İşte Lupusun Bitkisel Tedavisi İçin Seçenekler

    • Omega-3 yap asitleri. Omega-3 yağ asitleri, iltihabı azaltır ve lupus hastalarında görülen iltihapla ilişkili semptomların hafiflemesi mümkün. Omega-3 yağ asitleri, uskumru, somon gibi yağlı balıklarda doğal olarak vardır. Ayrıca keten tohumu ve chia tohumunda da bir miktar omega-3 vardır.
    • Zencefil: Zencefil, antioksidan ve anti-iltihap özelliklere sahip bir bitkidir ve lupus ile mücadelede yardımcı olur. Böylece zencefili yemeklere veya çaylara ekleyerek tüketmeyi tercih etmek de mümkün.
    • Kürkümin, zerdeçal kökünden elde edilen bir bileşiktir ve antioksidan, anti-iltihap özellikleri vardır. Kürkümin, lupus semptomlarını hafifletmek için kullanılan doğal bir takviye olarak düşünmek mümkün. Bu sebeple kürkümin yemeklere baharat olarak eklenebileceği gibi doğrudan da tüketmek mümkün.
    • Rezene çayı: Rezene, anti-inflamatuar ve antioksidan özellikte bir bitkidir. Lupus hastalarında görülen iltihaplanma ile mücadelede yardımcıdır. Bu nedenle rezene çayı, rezene tohumlarının kaynamış suya eklenip demlenmesi ile hazırlanır ve günde bir kaç fincan içebilirsiniz.
    • Kiraz sapı, karabaş otu, ısırgan otu çayı sabah akşam on beş gün içilir. On beş gün araverilir. Bir müddet devam edilir.
    • Akgünlük sakızına devam edildiği raktirde lupus gibi oyoimmun hastalıklardan tamamen kurtulanlar olduğunu hiç duydunuz mu?
      ( kaynak instagram @kurtulusorman.ciftligi )

    Unutulmamalıdır ki bitkisel tedavinin herkes için etkili olmadığı durumlar vardır ve herhangi bir bitkisel ürünü kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanı ile konuşmamız gerekir.

    Lupus gibi otoimmün hastalıkların tedavisi tıbbi tedavilerle kontrole girer.

    Ayrıca lupus hastalığının tedavisi ile ilgili sitemizde farklı bir yazı daha var. Kendi deneyimlerimden faydalanarak yazdığım yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

    Lupus ile ilgili başka bir yazı da burada. Farklı bir siteden yazı isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz.

  • İNSAN ÖLÜMSÜZ OLABİLİR Mİ?

    İNSAN ÖLÜMSÜZ OLABİLİR Mİ?

    İnsan ölüsüz olabilir mi? Biyolojik olarak ölümsüzlüğü konuşalım mı? Hiç bir sınırlama koymadan, korkmadan. Bilimsel olan bilgilerden fazla uzaklaşmadan buyrun konuşalım.

    Ölümsüzlük derken ne mânâda söylediğimize bağlı aslında. Eserlerimizle mi ölümsüzlük, nefesimizle mi? Alman piyanist Beethoven da tam bir ölümsüzdür. Ama eserleri ile ölümsüz olan bu insan artık biyolojik olarak dünyada değil. Zihinlerimizde ölümsüz olmaya devam edecekler.

    Fakat bugünkü yazımızda manevi ölümsüzlüğü değil biyolojik ölümsüzlüğü biraz kurcalayacağız. Mesela; Ya şöyle olsaydı! Bedenimizde eskiyen her bir organ için gidip yenisini yaptırabilseydik. Veya satın alabilseydik. Hatta üç boyutlu yazıcıdan hemen çıktı gibi alabilseydik. Bozuk olanı değiştirmek mümkün olsaydı. Ölümümüzün sebebi olacak bu eskimeyi böylece önleyebilseydik.

    Böbrek iyi süzmüyor mu kanı? Karaciğer teklemeye mi başladı? Akciğerlerimiz kirden, isten arınmıyor mu? Gidip yenisini alabilseydik…

    Bu hayalin filmleri yapıldı. Bilimkurgu filmlerde bolca malzeme oldu bu düşünceler. İzlemesi güzel fakat gerçek olma olasılığı veya bize ulaşma olasılığı çok düşük. Ama imkansız değil. Şayet olmuş olsa dahi öncelikle, belkide sadece zenginler faydalanacak.

    Olmalı mı ölümsüzlük peki? Onu burada yazmayacağım. Ben sadece ölümsüzlük üzerine biraz bilimsel düşünceden fazla uzaklaşmadan konuşmak istiyorum.

    Doğada ölümsüz canlılar var. Bir denizanası türü olan dohrnii ölümsüzdür mesela. Bu hayvan vücudunun eskidiğini, yani öleceğini anladığında tüm hücrelerini yeniliyor. Yeniden doğmuş gibi baştan başlıyor hayata. Onlar biz insanlar gibi çok çeşitli hücrelerden oluşmamış olduklarından bunu kolaylıkla başarabiliyorlar. Hidralar da ölümsüz canlılar arasında sayılıyor. Dış etkenlerden dolayı bir saldırıya maruz kalmadıkça veya başka bir canlı tarafından yenmedikçe ölmüyorlar. Hücre yapıları biz insanlar gibi çok komplike bir yapıda olmadığından bunu başarabilmişler.

    Peki ya ölümsüzlük mekanik bir bedenle mümkün olabilir mi? Yani biyolojik bir canlıyı mekanik anlamda ölümsüz yapmaktan bahsediyorum. Şöyle ki bilim insanları hafızayı kaydetmeyi günümüz teknolojisiyle başardılar. Bu da demek oluyor ki hafıza kaydedilebiliyorsa, bu hafızayı başka elektronik cihazlara da aktarılabiliriz.

    MEKANİK BEDENLERDE İNSAN ÖLÜMSÜZ OLABİLİR Mİ?

    O zaman dünyada biyolojik bedenle yaşayan insanlarla birlikte, biyolojik ömrünü tamamlamış ve mekanik bedene geçmiş robotlar da olacak. Mesela caddede yürürken yanımızdan bir çok robot geçecek. Buna da hiç şaşırmayacağız. Peki bu hafızayı kaydetmek demek bizim yeni bir vücuda aktarılmamız mı demektir? Yani ben dediğimiz kişi, ruh veya her ne ise o hafızada mı gizli? Hafıza demek soyut ben mi demek oluyor? Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Yorumlara yazar mısınız?

    Tüm insanlar ölümsüz olsa nasıl olurdu? Düşünebiliyor musunuz? Ben hayal etmekte zorlanıyorum. Bu mümkün olsa bile dünyanın dizginlerini ellerinde tutanlar buna izin verirler miydi? Günümüzde de nüfusu azaltmanın yollarını aradıklarını duyuyoruz. Şaibeli dedikodular var. Mesela şu covid0-19 un üretilmiş bir virüs olma dedikoduları gibi. Böyle bir dünyada ölümsüzlüğü bulmak çok riskli olurdu. Ulaşmak ise imkansız galiba.

    Dinlerde ise ölüm kaçınılmazdır. Bu rengi kara, tadı acı ve soğuk yüzlü olan şey, ölüm. Bizleri mıknatıs etkisiyle kendine doğru çekiyor. Ters akıntıya rağmen.

    Peki ölümsüzlüğe ne kadar yakınız?

    İNSAN ÖLÜMSÜZ OLABİLİR Mİ? ÖLÜMSÜZLÜĞE NE KADAR YAKINIZ?

    Ölümsüzlük, insanlar ve diğer organizmalar için uzun ömürlü veya yaşlanma süreçlerini durduran bir durum olarak tanımlanır. Bilim insanları ve araştırmacılar, ölümsüzlük hakkında birçok farklı yaklaşım ve teoriler geliştirmişlerdir. Ölümsüzlük üzerine yoğunlaşan bazı araştırmalara bir göz atalım:

    1. Genetik Araştırmalar: Genetik değişiklikler, yaşlanma süreçlerini ve hücre yenilenmesini etkilemektedir. Telomerler adı verilen kromozom uçlarındaki tekrarlayan DNA dizilerinin boyutu ve uzunluğu, hücre yaşlanması ile ilişkilidir. Telomerlerin kısalması hücre yaşlanmasına ve hasarına sebep olur. Genetik mühendislik teknikleri kullanılarak telomerlerin uzatılması veya hücre yaşlanmasını yavaşlatan genlerin aktive edilmesi ile ilgili araştırmalar günümüzde yapılıyor.
    2. Anti-Aging Tedavileri: Yaşlanmayı geciktirmek ve ömrü uzatmak amacıyla çeşitli anti-aging tedavileri üzerine araştırmalar yürütülmektedir. Antioksidanlar, hormon replasman tedavileri, gen tedavileri ve diğer farmakolojik ajanlar yaşlanma süreçlerini etkileyen, kontrol eden potansiyel tedavi yöntemleri olarak araştırılmaktadır.
    3. Kalori Kısıtlaması: Birçok çalışma, kalori kısıtlamasının yaşlanma süreçlerini geciktirdiğini ve ömrü uzatabileceğini öne sürmektedir. Bu nedenle, kalori kısıtlamasının moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığını ve yaşlanmayı nasıl etkilediğini anlamak amacıyla araştırmalar sürmektedir.
    4. Telomer ve Telomeraz Araştırmaları: Yine çok ilginç ve ümit verici bir çalışma daha.  Telomeraz, telomerlerin uzunluğunu düzenleyen bir enzimdir. Telomeraz enziminin etkili bir şekilde kullanılarak hücre yaşlanmasını önlemek veya tersine çevirmek için nasıl kullanılabileceği üzerine araştırmalar yapılmaktadır.
    5. Biyoteknoloji ve Nanoteknoloji: Biyoteknoloji ve nanoteknoloji, yaşlanma süreçlerini anlamak ve potansiyel anti-aging tedavileri geliştirmek için kullanılan ileri teknolojilerdir. Örneğin, nanoteknoloji kullanarak hücre içi onarım mekanizmalarını güçlendirmek veya hücre dışı hasarı onarmak için nanoteknolojik yöntemler geliştirilmektedir.

    Sayfamızın diğer bölümlerinde de ilginç yazılar bulabilir siniz? Merak ediyorsanız buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

    Farklı bir sayfadan bilgi almak isterseniz de buraya tıklamanız gerekecek.