Blog

  • DÜNYAYA BORCUNUZU ÖDEDİNİZ Mİ?

    DÜNYAYA BORCUNUZU ÖDEDİNİZ Mİ?

    Dünyaya borcunuzu ödediniz mi? Sen gel her gün hapur hupur meyve ye! ha bire ye ye ye 🙂 ama şu dünyaya bir tane meyve ağacı dikme! oldu mu bu? Olmaz! Her insan aklı başına geldiğinde hemen ağaç dikmelidir.Bu dünyaya ağaç borcumuz var ve ölmeden ödememiz gerekiyor.

    Tabiat bizi seviyor. Orman bize ne kadar da cömert. Karadenizde doğal ormanlarda yürüyüşe çıktığınızda yiyecek o kadar çok şey bulursunuz ki. Cömert doğaya karşılık, üzerimize düşeni yaptığımızda biz de hak edeceğiz bunları belki…Üzerimize düşeni derken, meyve yiyoruz ama ağaç dikmiyoruz.

    Kabaca şöyle bir hesap yapıyorum da, bir insan hayatı boyunca 15 ton meyve tüketse, ortalama kaç adet ağaç dikmesi gerekir? Bir ağaç 15 kg ile 70 kg arasında meyve verir. Seksen yaşına kadar yaşamış bir insanın bir yılda yaklaşık olarak 187 kg meyve tükettiğini varsayalım. Bu ağaçlar da ortalama 40 kg meyve versin yılda. Dolayısıyla bir insanın en asgari dikmesi gereken ağaç sayısı 187/40=4,5 oluyor. Unutma bu dünyaya en az dört buçuk ağaç borçlusun. Tabii ağaçların ömrünün 80 yıl olduğunu kabul ettik. Halbuki bazı narin ağaçların ömürleri o kadar olmuyor. Örneğin şeftali ağacının ömrü taş çatalasa 30 yıl. Böyle olduğuda da bir değil en az iki tane dikmeliyiz.

    Yani bu dünyaya ağaç borcumuz asılında 4.5 ten fazla. Biz bunu ortalama 7 ağaç yapmalıyız. Evet 7 ağaç dikersek iç huzurumuz için yeterli bence. Borcunuzu ödeyin.

    Dünyaya borcunuzu ödediniz mi? Peki hangi ağaçla?

    Burası en zevkli kısmı. Dünyaya borcunuzu ödediniz mi? Hangi meyve ağaçlarını dikeceğiz? Ben borcumu hangi meyve ağaçları ile ödeyeceğimi belirledim. Dut, akça armut ve her çeşit armut, şeftali, can erik, , portakal, elma, kiraz, vişne, incir, kızılcık, hurma, iğde, nar, kestane, fındık, ceviz, muz, …

    Daha fazla meyve ağcı dikmeliyiz. Endemik türler yok oluyor. Eski nesil meyve ağaçlarını çoğaltarak bizlere kadar getirmiş. Peki ya biz? Yok olan ağaçlara aileden birini kaybetmiş gibi içim yanıyor. Gerek aşılayarak gerekse fidandan yetiştirerek ağaçlarla dünyamızı süsleyelim. Özellikle meyve ağaçları ekelim ki hem oksijen üretsin hem de bize meyveler ikram etsin. Cömert bir ev sahibi gibi etrafımızı sarsınlar.

    Bana öyle geliyor ki çoğunlukla pişmiş gıdalar ile doyduğumuz için hastalıklar kapımızı çalıyor.Temel gıdamızın ağaçlarda üretildiğinin hâlâ farkında değiliz. Biz insan oğlunun temel gıdası ekmek olmamalı, meyveler olmalı. Dalından aldıklarınızla karnınızı doyurmak fikri denemeye değer. Gıdaları değiştirmeden, karıştırmadan, dondurmadan, kaplara hapsetmeden yemek bizi hasta etmez.

    Sayfamızın Sağlık bölümüne göz atın derim. İlginç gelebilir. Farklı bir siteden bilgi almak isterseniz buraya tıklayın.

  • Biberiye Suyu Saç Çıkarır mı? : Saç için biberiye tarifi

    Biberiye Suyu Saç Çıkarır mı? : Saç için biberiye tarifi

    Biberiye suyu saç çıkarır mı? Son zamanlarda dünyada çok popüler olan biberiye meğer saç çıkarıyormuş. Bir yıla yakındır harici olarak kullanıyorum. Ama çok fark etti. Bakın söylüyorum! siz doktorunuza danışmadan uygulamayın sorumluluk kabul etmem. Bana uygun olan size belki uyayacak! Diyerek başlıyorum yazıma şimdi bakın ben ne yaptım?

    Biberiyeyi kaynatıyoruz önce. Dört tane 20 cm boyunda biberiye dalını yaş iken bir litre suya koyup 5 dakika kaynatıyoruz ve ocaktan alıyoruz.Kırmızı bir suyu çıkıyor. Bu kırmızı suyu cam kaba alıyoruz ve buzdolabında ağzı kapalı şekilde saklıyoruz. Kullanmak için küçük bir şişeye bölerek saçımıza sabah akşam sıkıyoruz. Teninize ulaşmasına dikkat ederek saç diplerine uyguluyoruz ve hafif masaj yapıyoruz.

    Biberiye suyu saç çıkarır mı demeyin çıktı. Seyrelen saçlarım demiyorum dikkatinizi çekerim. Tepemdeki tüm saçım tamamen dökülmüştü. Son derece ümitsizdim ve üzücüydü gerçekten. Tekrar çıkacağına hiç ümidim yoktu. Fotoğraflarda görüldüğü gibi korkunçtan mutlu sona.

    son hali

    Biberiyenin Faydaları

    Biberiyenin saç uzatma etkisi kesinlikle vardır. Bu yüzden şampuanlarda çoğunlukla biberiye kullanılır.

    Sağlık açısından da vücudumuzda etkilemediği yer neredeyse yok. Sindirimden bağışıklığa, kas ve eklemlerden cilde kadar çok geniş bir etki alanı vardır.

    Bu bitkiyi siz de evinizde saksılarda yetiştirebilirsiniz. Nazlı bir bitki değildir. Bahçeye ekilirse çok daha hızlı ve güçlü büyür. Yani arsız bir bitkidir. Olduğu yere çabucak yayılır. Böylelikle her daim biberiye ellinizin altında olmuş olur.

    Taze taze hazırlanmış ise çok etkili olur. Bu yüzden bahçenizde yetiştirmenizi öneririm. Yani mevsimi tam olgunlaştığı haziran ve temmuz aylarıdır. Böylelikle bu aylarda biberiyeden uçucu yağ elde etmenin tam zamanıdır.

    Ne kadar faydalı da olsa biberiye bitkisini kullanmaması gereken kişiler de vardır. Özellikle bunlar en başta kan sulandırıcı ilaç kullananlar, midesinde ülser olanlar, epilepsi ve tansiyon hastaları biberiye dahili olarak kullanmamalıdır.

    Biberiyeyi oral yoldan çok fazla kullanmak zararlıdır. İçerisindeki ”keton” denilen madde karaciğer toksisitesini arttırdığından kullanma süresine ve miktarına dikkat etmelidir.

    Harici kullanımlarda bu tür zararları yoktur. Konumuz saç olduğundan saçlı deriye uygulandığı için herhangi bir önlem almamıza gerek kalmaz. Saç köklerine uygulandıktan sonra bir kaç saat yıkanmamalıdır.

    Benzeri yazıları merak ediyorsanız sitemizin https://tekderdim.com/saglik/ sayfasından takip edebilirsiniz. Farklı bir kaynaktan ufkunuzu daha da genişletmek için ise buraya tıklayabilirsiniz.

  • EVDE NEDEN KEDİ OLMALI?

    EVDE NEDEN KEDİ OLMALI?

    Bir evde neden kedi olmalı? Size bu yazımda bundan bahsedeceğim. Kedilerden tiksinir misin? Dünyayı kim daha çok kirletiyor? Kediler mi sen mi? Sen bir öğününde kullandığın o plastik çatal, tabak, bardak o köpük tabaklar ile çevreye verdiğin zararı ömür boyu vermez bir kedi. İnsan dışındaki hiç bir canlı dünyaya bu kadar zarar vermiyor. Hatta onlar katkı sağlıyor.

    Şimdi konumuza dönelim. Evden neden kedi olmalı? Olmalı! Bu bir ihtiyaç çünkü. Yaşamadığım şeyi buraya yazamıyorum. İnanın ki deneyimlerim olmadan o kalem elime sarılmıyor. Bizzat deneyimledim ki her eve bir kedi şart. Büyük ihtiyaç hatta. Napar kediler bize böyle ihtiyaç haline dönüşür? Siz farkında bile olmadan onlar sizin ömrünüzü uzatır mesela. Evet! ömrünü uzatıyor insanın. Nasıl mı? Şöyle ki;

    Kedi olmasaydı sen akşama kadar o rahat koltuğundan poponu kaldırıp da hareket etmeyecektin. Kedi seni hareket etmeye mecbur ediyor. Bazen miyav da miyav çağırır, gitmezsen susmaz. Gidersin, noldu dersin kum kabının yanında durur yaptığı kakayı sana haber verir:) Benim Mırmırımın yaptığı gibi. Sıpa kaka yapıyor, sonra bir miyav bir miyav gören de mart geldi sanır. Çağırıyor hiç susmadan. Kakasını mutlaka haber veriyor. Sebebi de şu; Kaka pis birşey ya, attığımı görüyor her defasında. Atılması lazım olan bir şey o. Bu yüzden öğrenmiş beyzademiz. Kaka atılmalı. Acilen hem de:)

    Hoşgeldin taklası

    Başka ne yapar kedi. O kedi dediğin can yoldaşı olur sana. Her şeyin olur senin. Sen de onun her şeyi olursun. Eve gitmek için yolda yokuş aşağı yuvarlanan kartopu gibi ezer gidersiniz engelleri. Ciddiyim ha! Öyle bir giderim ki eve o Fındığımın sevincini görmek için. En önemlisi de hoşgeldin taklasını görmek için koşarım. Sevinmesini izlemek, sahibinin onu terk etmediğini ona göstermek için koşarım eve. Çünkü her defasında onu terk ettiğimi ve bir daha eve dönmeyeceğim korkusu onun içini kaplar. Bilirim bunu. Ben gidince öyle bir yere saklanır ki kırk yıllık evimde onu bulamam. Yani ilk zamanlar öyle saklanırdı. benim onu terk ettiğimi sanarak kendini güvene alma iç güdüsüyle yapardı bunu. Zamanla her defasında eve tam zamanında gelişimle saat akşam altıyı gösterdiğinde kapının önüne gelir öylece sessizce oturur beni bekler.

    Yukarıda yazdığım o hoşgeldin taklası gerçek:) Çünkü dışarıdan geldiğimde hemen koşar ikinci adıma fırsat vermeden ayağımın tam önüne gelir veeeee….. O efsanevi taklasını atar. Gerçek takla. Gerçekten gerçek:) Başını yere koyar bizim taklamız gibi tam kafasından aşırarak gövdesini omurgasından yere atar. Önümüze pat düşerek taklasını tamamlar. İnanılmaz! O ben geldim diye ne yapacağını şaşırıyor sevincinden. Benim gelmeme o kadar seviniyor ki bana bunu böyle taklasını sergileyerek gösteriyor. Kim, siz geldiniz diye sevinçten taklalar attı daha önce:)

    Bizim gibiler, farklı kişilikleri var

    O, boyu bir karış bile yokken, sokakta annesini avaz avaz çağırırken bulduğum tekir! Sen benim canımsın.Tekir cinsi sıradan, önemsemediğimiz o sokak kedilerinden biri…

    Kesinlikle yanından geçtiğiniz her kedinin inanılmaz kişilikleri var unutmayın bunu. Meğer benim Fındığım da dünyanın en güzel kişiliğine sahip, sevmek nedir çok iyi bilen, sıkı dost, meğer benim kankimmiş de haberim yokmuş.

    İyi ki sizi almışım dostlarım Fındık ve Mırmır. Fındık tekir tam bir katışıksız tekir. Mırmır da tüm komikliği ve sevimliliğiyle tam bir sarman. Hangisini daha çok seviyorsun deseniz. Asla ayıramam. Evlat gibi mi desem, iki elim gibi mi desem, vazgeçemediğim iki ayağım gibi mi desem.Yani biri olmazsa olmaz anlayacağınız.

    Bakın farkında mısınız onları anlatmaktan ” evde neden kedi olmalı?” ya giremedik:) Evde neden kedi olmalı biliyor musunuz? Siz günde iki katı veya daha fazla adım atın diye olmalı. Yüzünüzde gülümseme yerine sarkık bir ifade olmasın diye olmalı. Kalbinizin o gizli stresinden dolayı tuhaf tuhaf ritim tutması düzelsin, durulsun, sakinlesin diye kucağınızda mırıltısı olmalı. Eve gelince seni duvarlar karşılamasın diye olmalı. Konuşacak biri olması için, dünyanı doldurması için evde canından öte o can olmalı. Sadece kendini düşünen o bencil insanlardan olmamak için olmalı. ”Yaşamak bu” demeyi tatmak için olmalı.

    Bu yüzden sorumluluk öğrenmek ve sorumluluğun çok güzel bir şey olduğunu fark etmek için kediniz olmalı. Sabah yüzümüzde gülümsemeyle dolaşmak için olmalı. Hele evde bağlar kopuksa bireysel hayatlar daha baskınsa odalardan çıkamayan çocuklar varsa kedi acil reçeteye yazılmalı. İlaç o çünkü:) Kedi ilacı şekeri, kollesterolü, tansiyonu, romatizmayı geçirir. Uydurmuyorum, çevremde bizzat şahit olduğum yakınlarım var. Tahlillerdeki değerlerinin hepsi birden düzelmiş. Belli bir yaşın üzerindeki insanları bırakmayan o üç kardeş var ya şeker, kolestrol, tansiyon onlara birebir. Üstelik yan etkisi olmayan tamamen doğal ilaç. Kedi:)

    Sayfamızın hayvanlar bölümünde ilginizi çekeceğini düşündüğüm yazılar için buraya tıklayabilirsiniz.

    Hatta burada daha da ilginç bir şeyler bulabilirsiniz.

  • En Sağlıklı Atıştırmalıklar: Diyete Uygun Aburcuburlar

    En Sağlıklı Atıştırmalıklar: Diyete Uygun Aburcuburlar

    Neden en sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeliyiz? Çünkü gluten zararlı, şeker zararlı, tuz zararlı, yağda kızartma zararlı. Daha aklınıza gelecek çoğu pişirme teknikleri de zararlı. Bu yüzden sağlıklı atıştırmalıkları öğrenmeliyiz. Sağlıklı derken hem kısa sürede hazırlanmalı hem de gerçekten hiç bir zararı olmamalı.

    Atıştırmalık diyorum çünkü oturup gerilinceye kadar yemek yerine sık sık atıştırarak yemeliyiz. Sağlıklı olan budur. Doğada tüm canlılar yemek saatini bekleyerek yemek yemiyorlar. Ne zaman bulurlarsa o zaman yemek yiyorlar. Aynı saatte yemek yemek sağlıklı ve doğal değil.

    en sağlıklı atıştırmalıklar
    Kuruyemiş Tabağı

    Sağlıklı yemek ile ilgili hiç bir şey bilmiyorsanız bile, bir kediyi bir köpeği veya bir maymunu taklit edin. Ne zaman güneşleniyor? Mesela, ne zaman uyuyor? Ne zaman yemek yiyor? Onlar gibi davranarak sağlıklı

    Yerken tadı güzel olup, suçluluk duya duya mideye indirdiğimiz o zararlı yiyecekleri ne zaman bırakacaksınız? Oysa ki En sağlıklı atıştırmalıklar araştırmak hiç aklımıza gelmiyor. Halbuki en az onlar kadar lezzetli olabiliyorlar. Hem lezzetli hem de sağlıklı olması mümkün iken neden hastalıkları satın alalım?

    Sonra gelsin gıda intoleransı, IBS, reflü…Şimdi size en sağlıklı atıştırmalıklarıl maddeler halinde yazacağım. İş yerlerine götürülecek beslenmeler için çok uygun.

    Nar Tabağı
    En sağlıklı atıştırmalıklar

    En Sağlıklı Atıştırmalıklar Nelerdir?

    • Ev yoğurduna nohut haşla ve kat.
    • Yoğurt, yulaf, muz, kivi…
    • hurma çekirdeğini çıkar ceviz koy.
    • Tuzsuz peynirden kuymak yap kare kapta dondur ve küp küp kes. ( Hemen bir pratik tarif de yazayım: önce bir kaşık tereyağında iki tepeleme yemek kaşığı mısır unu, hafif kavur. 2.5 bardak su ekle. suyu çekince tuzsuz tel peyniri ekle.)
    • Siyez bulguru ve yeşil mercimek haşlanır.
    • havuç şalgam patates haşlaması
    • Leblebi, kuru üzüm
    • Mısır ekmeği ve tereyağı bal.( Bu çok güzel oluyor ama şeker sorunu olmayanlara)
    • Çekirdekli siyah kuru üzüm. ( çok güzel oluyor iş yerinde inanın!)
    • Dut kurusu veya dut kurursundan glütensiz kek.
    • Kefir
    • Kkarışık mevsim meyvesi ve bal veya pekmez.
    • Meyve sebze.
    • kuruyemişler.
    • kurumuş meyveler.

    Bu yazımda en sağlıklı atıştırmalıklardan sizin de keşfettikleriniz varsa yorumlar kısmına yazarak katkıda bulunabilirsiniz.

    Sayfamızın sağlık bölümünde ilginizi çekebileceğine inandığım yazılar olduğu için buraya linkini bırakıyorum. İterseniz tıklayabilirsiniz.

    Farklı bir adresten bilgi almak isterseniz buraya da bir link bırakıyorum.

  • ZENCEFİLİN FAYDALARI

    ZENCEFİLİN FAYDALARI

    Zencefilin faydaları saymakla bitmez. Bu yazımızda sizlere harika bitki zencefilin çok şaşıracağınız faydalarından bahsedeceğiz. Bu faydayı içindeki etken bir madde sayesinde görürüz.Zencefilin o kendine has kokusu ve tadını veren madde gingeroldür. Bu gingerol güçlü tıbbi iyileştirmelerin baş aktörüdür. Yani vücudumuzdaki ödem ve iltihabı azaltan madde budur.

    Özellikle yaş zencefilin faydası kurusuna göre daha fazladır. İçeriğindeki eşsiz madde sayesinde ödem ve iltihabı vücuttan atar. Bunların dışında bence en önemli etkisini oksidatif stresi ve enfeksiyonları azaltmakla gösterir.

    Oksidatif stres dediğimiz şey de vücudumuzdaki serbest radikaller dediğimiz şeydir. Serbest radikal ise; eşit olmayan elektrona sahip oksijen içeren moleküllerdir. Bunlar diğer moleküllerle kolayca reaksiyona girebilir. İşte zencefildeki gingerol maddesi bu durumu normale çevirmede çok etkilidir. Lakin en önemli faydası galiba sindirim sisteminedir. Hazımsızlığa, mide ağrısına, ishale, barsak gazlarına, reflüye, mide bulantısına faydalı olduğu kanıtlanmıştır.

    zencefilin faydaları

    Zencefilin faydaları bundan ibaret değildir tabiiki. Bunlara kısaca değinelim:

    • Mide bulantısını kesmede çok etkilidir. En önemli ve meşhur faydası budur.
    • Kollestrolü düşürür.
    • Kanser riskini azaltır.
    • Kilo vermeye yardımcıdır.
    • Kan şekerini düzenler.
    • Ağrılara karşı savaşır.
    • Hazımsızlığa iyi gelir.
    • Kalp krizi riskini oldukça düşürür.

    Zencefilin zararları

    Zencefilin faydaları olduğu kadar zararları da vardır. En önemlisi düşük tansiyon sorunu olanlar zencefili kesinlikle tüketmemelidir. Aynı zamanda zencefil safra üretiminin artmasına da neden olabilir. Hatta alerjik bünyelere de pek iyi gelmez zencefil. Kurdeşen tipi bir deri döküntüsüne sebep olur.

    Peki zencefilin bu faydalarını zarara çevirmemek için günde ne kadar tüketmeliyiz? Çayı için günde iki fincan tavsiye edilir. Bu da günde dört gramdan fazla olmamalıdır. Ama ben küçük termosuma aldığım kaynar suya çeyrek kibrit kutusu kadar atıyorum ve onu bir günde içiyorum. Yaş zencefilin tadı da oldukça güzel.

    Zencefilin anavatanı

    Zencefilin anavatanı başta Çin olmak üzere Hindistan, Endonezya, Vietnam, Japonyadır. Yani Asya’nın tropik bölgelerinde yetişir. Hasat mevsimi yaprakların döküldüğü ekim ayı civarındadır. Hem de tam kışa girerken nasıl da imdadımıza yetişiyor. Sonbaharda hasatının olması ne kadar da güzel bir kış hazırlığı olmuş.

    İlaçların yerini tutmayabilir ve ilaç kullananların doktoruna sormadan kullanmaması gerekir.

    Sayfamızın sağlık bölümünde ” ısırgan otunun faydaları” adlı yazıyı da beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Merak ediyorsanız buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

    Zencefilin bal ile kullanımını merak edenler için de buraya linkini bırakıyorum. Bence güzel bir yazı olmuş bakmanızda fayda var.

  • ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

    ISIRGAN OTUNUN FAYDALARI

    Isırgan otunun faydaları saymakla bitmez. En bilinen faydası romatizmal hastalıklara iyi gelmesi. Nitekim Romalılar romatizma ağrılarını tedavi etmek için ısırgan otunu kullanmışlardır.

    Biyolojik olarak incelendiğinde terpenoidler, karotenoidler ve yağ asitlerinin yanısıra vitaminler, asitler içerir. Köklerinde ise aleanol asit, steroller ve steril glikozitler vardır. Tüm bu bileşenlerin iltihap ile ilişkili kronik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde işe yaradığı düşünülmektedir. çünkü antioksidan bakımından zengin olan ısırgan otu, hücreleri yaşlanmaya karşı korur. Yaşlanmanın yanısıra kansere karşı da koruyucudur.

    Isırgan otunun faydaları arasında sadece romatizmal hastalıklara iyi gelmesi yok tabi ki. İdrar yolu enfeksiyonları, diyabet ve yüksek tansiyona da olumlu etkileri bulunmaktadır.

    ISIRGAN OTUNUN KULLANNIM ŞEKLİ

    Isırgan otunu iltihap için kullanacaksak şu şekilde hazırlamalıyız:

    • Önce kiraz saplarını 5-7 dakika kaynatıyoruz.
    • Sonra içine 3-4 baş karabaş otu atıyoruz. 4-5 dakika da onu kaynatıyoruz.
    • Ocağı kapatıyoruz ve içine bir tutam ısırgan otu kurusu veya yaşı atıyoruz kapağı kapalı bekletiyoruz.

    Bu çayı 15 gün boyunca sabahları aç karna içiyoruz ve 15 gün ara veriyoruz.

    Isırgan otunu taze yapraklarla yapacaksak genel bir referans her bir ısırgan yaprağına iki bardak sudur. Çünkü ısırganı fazla koyarsak ani bir tansiyon düşüklüğü yaşayabiliriz.

    ISIRGANIN FAYDALARI VE ZARARLARI

    Isırgan otu türünün yaklaşık olarak 25 farklı türü vardır. Türkiye, Kuzey Amerika, Yer Zelanda ve Avrupa ısırganın iltihabi hastalıklara iyi gelen Urtica dioica türü bakımından zengindir. Urtica dioica türü romatoid artrit, alerji, kanser ,egzama, ateroskleroz ve diyabet gibi hastalıklarda etkilidir.

    ısırgan otunun faydaları

    Şunu da hatırlatmalıyız ki ısırgan allerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Hamilelerin kasılmalarını artırma riski bulunduğundan erken doğuma sebep olma olasılığı vardır. Bu yüzden kullanmaları önerilmez.

    Isırgan otunun faydaları olduğu gibi zararları da vardır. Bunlardan biri de ilaç etkileşimidir. Örneğin kan inceltici , tansiyon ilaçları, diuretikler, lityum ve diyabet ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır.

    Isırgan otunun yaprakları ve gövdesinde bulunan dikenlerinde formik asit, serotonin, histamin, asetilkolin, lökotrienler vardır. Bu maddeler sağlıklı insanlarda da kurdeşen, döküntü, kaşıntı hatta nadir de olsa ölüme neden olma ihtimali var.

    Bu yüzden ısırgan kullanmayı düşünüyorsanız ve ilaç kullanıyorsanız bundan mutlaka doktorunuza bahseden. İlaçların yerini tutmayabilir ve ilaç kullananların doktoruna sormadan kullanmaması gerekir.

    Sağlık bölümünde buna benzer yazıların ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Merak ederseniz buraya tıklayarak gözatabilirsiniz.

    Isırgan otu hakkında daha farklı kaynaklardan bilgi almak isterseniz sizin için buraya bir link bırakıyorum.

  • PIRASALI BÖREK

    PIRASALI BÖREK

    Pırasalı böreğin pırasasının kronik iltihaba iyi geldiğini biliyor muydunuz? Sindirim sisteminin dostu olan pırasa kötü huylu tümörlerin oluşumuna neden olan unsurlarla savaşan bir bitkidir. Bu yüzden sindirim sistemi için bir çok faydası vardır. Fakat tek olumsuz yanı pırasada yüksek miktarda sodyum vardır. Sodyum oranına dikkat ediyorsanız pırasa tüketimine dikkat etmelisiniz. Bir çok vitamin vardır. Bunlar A, B6, C, K, yanısıra folat bakımından da zengindir.

    pırasalı börek

    Pırasa içeriğindeki kükürt ve flavonoidlerden dolayı şekeri düşürmeye çok faydalıdır. Pırasanın çiğ tüketilmesi de antioksidanlar yönünden bir çok hastalığa iyi gelir. Ama sindirim sistemini çok çalıştırdığından fazla abartmadan tüketilmelidir. Çünkü vücutta su kaybının fazla olmasına neden olabilir. Her şeyi kararınca tüketmeliyiz.

    Yalnız pırasa hormonlu suni gübrelerle yetiştirildiğinde yukarıdaki bahsettiğimiz vitamin ve minerallerin çoğunu kaybediyor. Zararlı hale geliyor. o yüzden alırken doğal üretilmiş pırasayı tercih etmeliyiz. Ya da kendimiz bahçemizde yetiştirip gönül rahatlığıyla yemeliyiz.

    pırasalı börek

    Börek yapmanın en kolay yolu ” pırasalı kırpık börek” Kırpık derken yufkaları makarnadan az büyük kesiyoruz hatta doğruyoruz. Öyle yufkaları tek tek açıp içine iç malzemesini sarmak yok. Çünkü son derece pratik ve tembel işi harika tadı olan pırasalı böreğin tarifine geçeyim.

    PIRASALI BÖREĞİN MALZEMELERİ

    • 3 adet yufka
    • 3 adet havuç
    • 3 adet pırasa
    • Üzerine rende kaşar

    SOS İÇİN

    • 1 Şişe maden suyu
    • 1 su bardağı süt
    • 1 çay bardağı zeytin yağı
    • 2 yumurta
    • Tuz karabiber

    PIRASALI BÖREĞİN YAPILIŞI

    Pırasalı böreğin sos malzemeleri ayrı bir kapta iyice karıştırıştırıyoruz.

    Yufkaları küçük küçük kesiyoruz. Yani parmak kalınlığında makasla şeritler şeklinde kesiyoruz. Havuçları rendeliyoruz.

    Pırasalar küçük küçük doğranır. Bu yüzden fırında daha kolay pişer.

    Sadece üzeri için rendelediğimiz kaşar peynirini kenara ayırıyoruz. Diğer malzemelerin tümünü karıştırıyoruz.

    Kullanacağımız kabı hafifçe yağıyoruz. Karıştırdığımız malzemenin yarısını kaba döküyoruz. Çünkü diğer yarısını üzerini düzlemek için kullanacağız.

    Üzerine kaşar peynirini döküyoruz. Kalan karışımı da üzerine döküp yayıyoruz. Üzerini düzledikten sonra istersek en üzerine de kaşar peyniri ile kapatıyoruz. Çünkü üzerini susam ve çörek otu ile süsleyeceğiz.

    Susam ve çörek otu ile süslüyoruz.

    Fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Keserek sıcak sıcak servis ediyoruz. Afiyet olsun.

    Sitemizin yemek bölümünde ilginizi çekebileceğini düşündüğüm harika tarifler var. Buraya tıklayarak bakabilirsiniz. Ama farklı bir sayfadan bakalım derseniz buraya tıklayabilirsiniz.

  • EYT NASIL VE NEREDEN YAPILIR?

    EYT nasıl ve nereden yapılır? Bu yazımızda EYT de ki yolları size aktaracağım. Ssk, bağ-kur ve emeklilik sandığı ayrımı olmaksızın yaş sınırının kaldırıldığı düzenlemede detaylar nelerdir?

    Yaş sınırı gözetmeksizin herkesi kapsar nitelikte hazırlanan şartlar için kararın önce resmi gazetede çıkması gerekiyor.

    8 eylül 1999tarihinden önce sigorta kaydının olması şartların başında geliyor.

    Öncelikle EYT li miyim değil miyim bunu bileceğiz. Yıl, prim gibi şartları biliyorsunuz. Kadınlarda 5000 prim gün sayısı,erkeklerde 5400 prim gün sayısı, kadınlarda 20 hizmet yılı, erkeklerde 25 hizmet yılını tamamlayanlar EYT’li oluyor.Emekli olmaya hak kazanıyor. Bundan sonrası artık resmi işlere kalıyor. Süreç kısaca evrak, başvuru, sonuç olarak devam ediyor.

    Prim gün sayısı eksik olanlar emekli olmak için diğer iki şartı tamamlamış olarak geriye dönük borçlanma ile emekli olabiliyorlar. Vatandaşlar prim gün sayılarını e-devlet üzerinden kolayca öğrenebiliyor.

    EYT BAŞVURU VE DETAYLAR: Eyt nasıl ve nereden yapılır?

    Özet olarak başvuru için nelerin yapılacağını fazla karıştırmadan yazayım. Emekli olacak kişiler EYT’nin mecliste görüşülmesi ardından 2023 ocak ayı içinde bitecek. Karar resmi gazetede çıktıktan sonra süreç başlayacak.

    EYT NASIL VE NEREDEN YAPILIR?

    Eyt nasıl ve nereden yapılır? Bir kişi sigortalı olarak çalışıyor ise emeklilik başvurusu yapamaz. Öncelikle işten ayrılması gerekir. Sonra tahsis talep formunu e-devletten çıkarıp bunu SGK ya iletmesi gerekirdi eskiden olsaydı. Şimdi artık öyle değil. SGK daki yığılmaları önlemek adına işler biraz daha kolaylaştırılmış. Şöyle oluyor: Eyt li önce sgk binasına gidiyor oradan hazır dilekçelerden doldurup kayıt açtırıyor. Bu kayıt açılması ile özel sektörde çalışan EYT linin iş yerinden çıkış işlemleri balıyor. E-devletten ” sosyal güvenlik kayıt sorgulaması” nı barkotlu olarak çıkartıp bir dilekçeyle iş yerine götürüyor. İş yeri bu evrakı aldıktan sonra iş çıkışını kod 8 ile sağlıyor. Gerekli tazminat işlemlerini ve diğer resmi işleri hallediyor. İşveren bizimle çalışmak istiyor ise çıkışını yapıldığı aynı gün bile bizi tekrar resmi olarak başlatabiliyor.Sosyal Destek Primi ile emekli çalışan olarak devam ettiriyor.

    E-devlet sistemine TC kimlik numarası, şifre ile giriş yapıldıktan sonra kurumlar sekmesinden, Sosyal Güvenlik Kurumu sekmesine tıklayın. Buradan ” gelir, aylık, ödenek, talep belgesi” başlığına ulaşıyoruz. Bu açılan sayfada ” yeni başvuru” sekmesine tıkladıktan sonra ilgili bölüm SSK, BAĞ-KUR gibi emeklilik bize ait olan bölümü dolduruyoruz. Yaşlılık aylığını seçiyoruz. Ve hayırlı olsun diyoruz.

    Farklı bir yazıdan bilgi almak isterseniz buraya tıklayarak göz atın.

    Sayfamızın eğitim bölümünden farklı konularda bilgi almak isterseniz de buraya tıklayın.

    Yorumlara yazarak ilgili konuda katkıda bulunarak veya deneyimlerinizi bizimle paylaşın.

  • SPORDA EN SAĞLIKLI 10 HAREKET

    SPORDA EN SAĞLIKLI 10 HAREKET

    Bugün size en sağlıklı spor nedir ondan bahsedeceğiz. Hatta bu spor hareketlerinden 10 tanesini seçip ömür boyu kendimize arkadaş yapacağız. Sporda en sağlıklı 10 hareket nedir sorusunu merak edeniniz hiç oldu mu? Ama öyle hareketler olmalı ki ömür boyu yaptığımızda ve onlara sadık kaldığımızda bize yetsin. Hem kolay hem de çok etkili olsun.

    En sağlıklı spor dalı nedir? Kimine göre futbol, kimine göre basketbol, kimine göre atletizm. Tüm spor dallarının sınırlılıkları vardır. Yalnız çok yüklendiğimiz taktirde aşınmalar, kopmalar ve dejenerasyonlar yaşayabiliriz. Vücudumuzda belirli kasları çok çalıştırıp diğerlerini zayıf bırakabiliriz. Fakat bugün sizlerle spora farklı bir açıdan bakacağız. Tüm sistemin ihtiyacı olanı kadar hareketleri belirleyip sıralayacağız.

    sporda en sağlıklı 10 hareket

    Öncelikle şunu belirlemeliyiz ki sporu ne için yapıyoruz? Sorusunu iyi cevaplamalıyız. Kilo vermek için mi? olimpiyatlara hazırlanmak için mi? Sıkı bir vücut için mi? Sağlıklı, dinç yaşamak için mi? Bugünkü yazımızı da ona göre şekillendireceğiz.

    Spor hayatımızın belli bir bölümünde bize misafir gibi uğrayıp gidecek olan bir uğraş olmamalı. Hatta hayatımızın her haftasında bizimle birlikte olması gereken sıkı bir arkadaş olmalı spor. En fazla iki gün tembel ve hareketsiz kalma hakkımız var bence. Tabi ki o da yaşımız genç ise. Çünkü 35-40 yaşlarından sonra hareketsizlik bize merdivenin iniş basamaklarını üçer beşer atlattırır.

    Şimdi sağlıklı bir hayat ve vücudu diri ve dinç tutmak için spora ihtiyacımız olduğunu varsayalım. Ömür boyu kendimize yol arkadaşı yapacağımız spor hareketlerini belirleyelim. Ama bunu belirlerken kas ve iskelet sisteminden iç organlara kadar her bir yapıya iyi gelen hareketleri seçmeye çalışalım. En sonda ise günlük listemizi belirleyip yazalım.

    EN İYİ 10 HAREKET

    Böylece bu listede ısınma hareketlerine uygun hareketlerden başlayarak yorucu hareketlere doğru gideceğiz.

    Sporda En Sağlıklı 10 Hareket :

    1. Diz kaldırarak yürüme. Yalnız dizimiz yere paralel ve 90 derece açıda olarak olduğumuz yerde 40 tekrar.
    2. Squat. Eller düz öne uzanmış şekilde ,bel dümdüz, bacaklar omuz hizası kadar açık yere yakın olarak 20 defa çökmek ve kalkmak.
    3. Köşe şınav hareketi. Önce duvar köşesine gidip yüzümüzü duvara dönüp eller omuz yüksekliğinde fuara dayanıyor. ayaklar omuz genişliğinde açık, bel dümdüz şekilde duvara yüzümüzü yaklaştırıp ayırıyoruz. 20 tekrar ile.
    4. 3. maddedeki hareketteki pozisyonu bozmadan, önce sol elin işaret parmağı ile orta parmağını duvarda olabildiği kadar yukarı yürüterek bedeni duvara yaklaştırmak. Sağ elimizin de iki parmağı ile duvarda yükselme hareketi ile tamamlamak. (yan yağlar ve kasların çalıştırılması için.) Sol el 20, sağ el 20, toplam 40 defa
    5. Barfix. 20 tekrar. (Önce sallanma sonra yukarı kısa çekişler ile devam. )
    6. bacaklar ve sırt dümdüz şekilde el parmaklarını ayak parmaklarına değdirmek. 20-40 defa.
    7. Omurgamızın tam ortasına kadar gelen bir sandalyede olabildiğince geriye doğru kaykılmak.
    8. Ellerimize küçük su şişelerini alarak yere yüz üstü yatıp ayaklar ve elleri aynı anda kaldırarak kanat hareketi yamak. Fakat 20-40 defa en az.
    9. İp atlama. 20-40 defa.
    10. Step 20-40 defa.

    Sonuç olarak bu sporları yaparak çok fit bir görüntüye kavuşacak ve zinde olacaksınız. Tabi ki sadece sporla yetinmemelisiniz. Fakat sağlıklı yiyeceklerle de kendinizi formda tutmalısınız. Bu konu ile ilgili size önerim buradaki sayfaya bir göz atmanız olacak. Harika tarifler bulacaksınız.

    Sayfamızın sağlık bölümünde ilginizi çeken yazılar bulabilirsiniz. Gezinmek isterseniz buraya linkini bırakıyorum.

  • KOLAY HAMSİ BUĞLAMA

    KOLAY HAMSİ BUĞLAMA

    Bugün sizlere kolay hamsi buğulama tarifi vereceğim. Öyle kolay dediysem gerçekten kolay. Yalnız tek zorluğu hamsinin kılçıklarını da çıkarıyorsanız biraz oyalıyor bu işlem. Onun dışında kılçıklı yapacaksanız hiç bir zorluğu yok. Şimdi tarife geçeyim.

    Kolay Hamsi Buğlamanın Malzemeleri:

    • 1 kg hamsi
    • iki orta boy havuç.
    • iki iri soğan
    • bir bağ maydanoz
    • 3 diş sarımsak
    • bir limon
    • isteğe göre patates
    • tuz
    • iki yemek kaşığı sıvı yağ
    Kolay Hamsi Buğulama

    Tarifi:

    • En başta ayıklanmış hamsilerin kılçıkları isteğe göre çıkarılır.
    • Sonra sıvı yağ tencerenin içine gezdirilir.
    • Ardından soğan halkalarını kalın olarak ( 1/2 cm kadar) kesip tencerenin dibini kaplayın.
    • Ve üzerine balıklar tencereye demeyecek şekilde soğan halkalarının üzerine dizin.
    • Yalnız balıkların üzerine maydanozları tüm olarak atın. Böylelikle görüntüsü daha güzel oluyor.
    • limon halkalarını kesip istediğiniz kadar koyun.
    • havuçları da halka halka kesip maydanozların üzerine yerleştirin.
    • patates isterseniz halka halka patates de koyabilirsiniz.
    • en son sarımsakları bütün olarak atın.
    • Son olarak bir su bardağı su.
    Kolay Hamsi Buğlama

    Tenceremizi döşedikten sonra altını açıyoruz. Kaynamaya başlar başlamaz kısık ateşe alıp 30 dakika kadar pişiriyoruz. Bu şekilde pişerken soğanlar tencereye biraz yapışıyor. Hafif karamelize olması sizi endişelendirmesin. Fazla yakmadığınız sürece bu olmasını istediğimiz bir pişirme şekli.

    Balıktan önce bir köy çorbası içmeyi ihmal etmeyin. Bu çorba balık yanında çok iyi gidiyor. Buraya bağlantısını bırakıyorum. İsterseniz tarifini alabilirsiniz.

    Sağlık açısından kızarmış yiyeceklerin zararlarını az çok okumuşsunuzdur. Balık gibi çok faydalı bir besini kızartarak zararlı hale getirmektense buharda pişirmek daha iyidir. Üstelik kızartırken başında beklemeyip zamandan tasarruf ederiz hem de sağlığımızı koruruz.

    Bu tarifte sizlere sağlıklı balık yemeğini yapmayı amaçladık. Ama elimizden geldiğince az yağ ile yakmadan kavurmadan lezzeti yakalamak mümkün.

    Aynı zamanda omega 3 deposu olan balık kaynağı deniz olduğu için doğal sayılabilecek gıdaların başında geliyor. Hayvan besiciliğinde hormon, antibiyotik gibi sağlık için zararlı katkı maddeleri kullanıldığından balık alternatif oluyor. Üretimi yapılan balıklar için bunlar geçerli değil tabi ki.

    Balık pişirmenin bir yöntemi de yağlı kağıt içinde tost makinesinde yapmaktır. Kısık ayarda uzun süre pişirin. Çünkü ızgara yönteminin evde en iyi uygulandığı teknik tost makinesidir.

    İlginizi çekebileceğini düşündüğüm,hamsinin faydaları ile ilgili bilgileri buraya bırakayım merak ederseniz tıklayın.