FİBROMİYALJİYİ NASIL YENDİM ?

FİBROMİYALJİYİ NASIL YENDİM

Fibromiyalji nedir, belirtileri nelerdir, en çok kimlerde görülür gibi her yerde bulabileceğiniz bilgileri öyle fazlaca sıralamayacağım. Sadece yaşadığımı, yaptığımı ve sonucu anlatacağım, fibromiyaljiyi nasıl yendim? haydi gelin başlayalım. Öncelikle,

Nasıl Anladım

Size önce fibromiyalji ile nasıl tanıştım onu özetlemeliyim. Bir tetik noktadan çıkıp, dayanılmaz inleten ve hiç dinmeyen ağrılar ile, üstelik belirli bir yeri olmayan ağrılar. Vücudunuzda gezen , sizi uyutmayan ,yorgun uyandıran, uykuda bile geçmeyen ağrılar neticesinde tanıştım.

Tabi nedenini bilmiyorum ve doktor doktor geziyorum. Gitmediğim fizik doktoru fizyoterapist, ortopedist kalmadı. Daha saymadığım bir çok dalda doktor gezdim. Bir yandan da internetten araştırıyordum. Bu arada fizyoterapiste gidip masaj seanlarına başladım kupa ve kuru iyne de yaptırdım. Kısa süreli bir rahatlama sağladı tıpkı kaplıcaların yaptığı etki gibi. En fazla bir hafta sonra tekrar başladı.

Bir fizik doktorunun çaresiz bir yüz ifadesi takınarak fibromiyaljiye uyan belirtilerin var demesiyle araştırmalarım bu yönde yoğunlaştı. Doktorlarım neredeyse hepsi beni ağrı kesici ile eve gönderdi. Ben doktorun benle ilgilenmek istemediğini düşünüp diğer tüm alakalı alakasız doktorları dolaştım. Sonuç aynı. Neydi bu doktorların burun kıvırıp görmezden geldiği fibromiyalji? Ne bulduysam okudum araştırdım. Fibromiyalji olduğuma atrık ben de emindim. Tüm belirtiler bana uyuyordu.

En az 3 aydan fazla süren ve geçmeyen ağrılar,sabahları yorgun ve yoğun ağrı ile uyanmak, ki gezinince ağrının biraz kaybolması, aşırı yorgunluk, tahammülsüzlük, huzursuz bacak sendromu, huzursuz bağırsak sendromu, uyku bozuklukları ve daha bir çok belirti bende vardı.

Doktordan Saklanan Hastalık

Hiç bir kan tahlilinde veya görüntüleme cihazında çıkmayan ve bu ”tedavisi yok!” denen hastalığa tutulmuştum. Çok üzüldüm tabii. Çünkü bu hastalık en son bana uğramalıydı. Ben ki sağlıklı ve doğal beslenmede ,mantıklı bir yaşam tarzınyla bilinen ve örnek alınan biriydim. Yakıştıramasam da artık bana da uğrayan bu hastalıkla uzun yıllarıdır bilmeden mücadele ettiğimin farkına vardım. Ağrılarımın sebeplerini de hep aşırı iş yoğunluğu ve stresli hayata bağlamıştım. Günler böyle geçti. Artık ağrılar dayanılmaz olana kadar.

Doktorlardan ve ağrı kesicilerden çare yoktu. Kendim halledecektim. İlaçlara ve doktorlara da bu sebepten bir antipati geliştirdiğimi de belirtmeliyim. Güvenim aşırı sarsılmıştı. İyi doktorlar benden uzaktaydı. Gidip sonu karanlık olan bu uzun tedavi sürecine girmeyi gözüm kesmedi. Nitekim on yıldır özel doktor ve özel hastaneleri gezip servet döken tanıdıkları görünce…Kendimi iyileştirmeye karar verdim.

EVDE FİBROMİYALJİ İLE SAVAŞIM

Fibromiyaljiyi nasıl yendim size şimdi anlatacağım. Öncesinde fibromiyaljinin neden beni seçtiğini anlatmalıyım. Bu hastalık kadar önemli çünkü.

Kişisel tecrübelerim ve bizzat yaşadıklarımın ışığında size neden bu hastalığın beni seçtiği hakkında oldukça gerçekçi tahminlerimi söyleyeyim.

Öncelikle ben kendimden çok çevremi ,yani ailem, çocuklarım, kedilerimi düşünen biriyim. İşim , dahil bir çok etkeni hayatımın merkezine almıştım. Bu çok doğru bir davranıştı tabi ki. Yanlış şurada; ben önceliklerimi gerçekleştirdikten sonra kendimi ihmal ettim. Ben hep listenin en sonundaydım. Sıra bana geldiğinde orada bırakıyordum. Savsakladım, işim bitti, dedim sıra bana gelince 🙁 ! işte en büyük hatam buydu! )

Bu beden herkese koşup yetişti, ama kendine gelince sırtını döndü. Umursamadığım bedenim bana küstü. Evet ! umursamadığım bedenimi küstürmüştüm. Hiç dinlemedim ki onu! Herkes doydu o yemeden doydu, herkes mutlu olunca o kendini mutlu sandı, herkes gezmek istedi o yorgunken bile gezmeye itaat etti, herkes yetiş dedi o yetişti. Ama kendine geç kaldı.

Şimdi

Şimdi de nazlı hale gelen bu bedene kulak kabarttım. Sitemlerinde çok haklıydı. Su içmeyi unutur mu insan! yemek yemeyi ya da, ben unuturdum hep. Yemek hazırlar, servisi yapar, hatta yemeği neredeyse bitirmelerine yakın, anca sofraya oturabilen ben, yorgunluktan, asla doymadan ve herkesi doyurmanın huzuruyla sarhoş bir doygunluk hissederek sofradan kalkardım. Nereye giderdim peki , çamaşır katlamaya, evi yerleştirmeye, ütüleri bitirmeye, bir yerleri silmeye … Bu tatil günümdü üstelik. Ve yarın tekrar mesai rutin işler ama ağır ve geç saatte biten işler..

Düşünün, 800 km den fazla yolu insan hiç mola vermeden gider ve bir gün sonra da aynı yolu gene hiç mola vermeden gelir mi! Ben yaptım, o kadar da ileri gittim.

Sonuç olarak ,ağrılar , ağrılar, ağrılar, sebepsiz dayanılması güç, gezen hayalet ağrılar. Hiç bir tahlilde, görüntülemede çıkmayan ağrılar…Fibromiyalji yakama kan davalı gibi yapıştı. Öyle bir ağrı yok! Hiç dinmiyor! Abartmıyorum uyurken bile hiç dinmeyen o amansız ağrılar, beni yoğurdu, yordu, bıktırdı, hayat tadımı aldı götürdü. Tek başına da gelmiyor fibromiyalji ilerledikçe, huzursuz bacak sendromu ve huzursuz bağırsak sendromunu da getiriyor.

Ve küstürdüm bedenimi kendime. Çok hor kullandım onu, çok görmezden geldim, hiç dinlemedim. Kaybedince kıymetini anladım.

Artık kendi nazımı çekmeliyim dedim. Su bile içmeyi ona çok görüp ihmal ettiğim bedenimle barışmalıyım.

HAYAT TARZMI DEĞİŞTİREREK BAŞLADIM

Hayat tarzımı değiştirerek fibromiyaljiyi nasıl yendim? Önce kendimi dinledim. Hareketsizdim. Arabaya bin, işe git, akşama kadar koştur, eve gel gene koştur.Koştur dediysem öyle koşmak değil 90 metrekarede yürümek, ayağa kalkmak, az biraz hareket etmek. Bunlara, tekdüzeliğe son vererek başladım değişime.

Önce Spor Dedim

Yürüdüm, sıkıldım. Koştum, sıkıldım. Evde müzikli aerobik yaptım sıkıldım. Oryantel öğrenmeye çalıştım videolardan, beceremeyince:) ondan da sıkıldım. Ama sonunda buldum sporumu. Tenis! Tenisten hiç sıkılmadım. Ondaki sorun da rakip bulmaktaki zorluktu. Kimse oynamak istemiyor! Ben de, 4 metre yüksekliğinde bir duvar buldum stadın bir köşesinde. Gittim oraya millet yürüyor kulaklıkları takmış, Kürklü mantomu kenara astım. :)Bakışlara aldırmadan geçtim duvarın karşısına aldım topu raketi başladım ufak ufak oynamaya. Oh ne güzel topu atmasını beklediğim veya iki de bir topu kaçıran rakibim yok 🙂 Top attığım gibi bana geri geliyor. 🙂 Ne kadar da zevkliydi. Apartman duvarı da değil ,tık tık top sesiyle rahatsız ettiğim kimse de yok. Devam ettim. Bana göre olan sporu bulmuştum. İple çekiyorum şimdi spor günlerimi 🙂

tenis

Yıllar sonra hareketsiz, ama son derece hareketsiz yaşantıdan çıkıp ilk idmanımda, tam 3 saat boyunca sıkılmadan oynadım. Resmen paslarım silindi. Suya batmış gibi terledim. Ben gençliğimde ( şimdi 50 yaşımdayım) çok hareketli olduğumdan 3 saat bana bir şey yapmadı, ama siz bu süreyi ilkinde bu kadar uzun tutmayın sakın. Sakatlanmanızı istemem.

Başka neler yaptım peki?Fibromiyaljiyi nasıl yendim ? Doğal olmayan şeker, aşırı tuz, abur cubur karbonhidrat ve türevleri, işlenmiş rafine edilmiş kendini yiyecek sanan şeyler, trans yağlar ve pakete girmiş tüm gıdalara veda ettim.:) Onları trene bindirip dünyanın en kötü suçlularının olduğu hapisaneye yolladım. 🙂 Yalnız bıçak gibi kesmedim, hala bazılarını az az yerim çok canım isterse. Normal ekmek gibi mesela.

ÜÇ S KURALI SPOR SARIMSAK SİRKE

”Sarımsak ve sirke özgürlüğüne merhaba” diyerek başladım sabah kahvaltıma .Ben deyim 7-8 diş siz deyin bir avuç sarımsak yedim öğünlerimde, içim aldığınca. Sarımsağı ve sirkeyi sakın aç karna yemeye kalkmayın ama sakın! Onlar öyle aç karna yenmez. Midenizi çok fazla yakar. Çay ve kahve de yok tabi ki. kahvaltıda reçel, tuzlu zeytin, çikolatalı ekmekler vs de yok. Organik yeşillik ve organik yumurta var. Bununla birlikte glütensiz ekmeğimi de yapıyorum. Çayım, ıhlamur, kuş burnu, ada çayı, ceviz çayı. Bunlar da paketli değil kesinlikle.

doğal elma sirkesi

Elma sirkesi

Ama en önemlilerden biri de doğal elma sirkesi kattım hayatıma. Oğlum sevmiyor diye neredeyse hiç sirke gelmedi soframıza yıllarca. Büyük hataydı bu. Sirkeyi kahvaltıdan yarım saat önce 1/5 oranında suya katarak 400 ml (iki su bardağı suya yaklaşık 9-10 yemek kaşığı katarak) başladım. Biraz fazla miktar başladığımın farkındayım lakin bünyem kaldırdı. Hatta canım isteyerek içtim. Gün boyu sularıma azar azar elma sirkesi kattım. Bunu ilk on gün, kahvaltıda çok, diğer zamanlar az ekleyerek, bu oranı azalta azalta kullandım. Artık göz kararı şöyle bir serpiştiriyorum gün boyu suyuma sirkeyi. Yatmadan önce içtiğim suya sirke katmıyorum sadece. Su miktarımı da artırdım. Asgari, 7 kg a bir bardak düşecek oranda su içtim. Ben 63 kg olduğumdan 9 bardak su içtim. Siz de kilonuzu 7 ye bölerek su oranınızı belirleyebilirsiniz.Spor yaptığımda suyuma en az bir litre daha ekledim. Böylelikle hayatımda ”üç S kuralı ” SSS spor- sarımsak-sirke dönemi başladı. 🙂

Spor dediysem öyle aheste değil haftada en az 3 gün ve ikişer saatten, molasız, fiziksel kondüsyon gerektirecek derecede spordan bahsediyorum. Tabiri caizse kuru bir yanınız kalmayacak , ama sakatlanmamaya dikkat ederek spor yapın. Bana ağır gelmiyor 3 saat, siz kendinizi dinleyerek bu süreyi ayarlayabilirsiniz. Tenisi seçmemdeki sebep, dikkatimi geliştirdiği gibi bacak, sırt, kol kaslarını da birlikte kullanmamı sağlıyordu. En önemlisi bu sporun bana zevk veriyor olmasıydı.

Doğal elma sirkesi de bağırsaklardaki zararlı bakterilerin (bakteri deyince SİBO yu bir araştırın derim buraya tıklayın) yok edilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğunu söylemeliyim. Huzursuz barsak sendromu çok ani bir şekilde azaldı. Beklemediğim kadar çabuk olan bu cevap, doğru yolda ilerlediğimi bana kanıtladı.

Sarımsak Mucizesi

Sarımsak! hep canım istemesine rağmen çalışma ortamı ve ev hayatında, kokusundan dolayı çevreyi olumsuz etkilediği için hep ertelemiştim. Neredeyse her öğünde yemekle birlikte bolca sarımsak tükettim.( İlk üç gün her yemekte 7-8 diş, sonraki günlerde 3-4 diş yedim. Ama çok içim alırsa, canım çekerse sınır da koymadım sarımsağa. Burada dikkat edeceğiniz husus, midenizde yara olmaması. Yalnız midede yara varsa sarımsak ve sirke kötü sonuçları hızlandırabilir, buna dikkat etmelisiniz .Yani aslında ben antibiyotik yerine sarımsak kullandım. Öğrendiğime göre doktorlar da böyle durumlarda, bağırsaklardaki zararlı bakterilerin yok edilmesinde mutlaka antibiyotik tedavisi uyguluyorlarmış.

Fibromiyaljiyi nasıl yendim ? devam edeyim anlatmaya.

Yani asidik ve alkali gıdaları araştırdım menülerime biraz da ekledim. Doğal asidik gıdaları biraz çoğalttım, sebebi ise bağırsaklardaki zararlıların uzaklaşmasını hızlandırmaktı. Yalnız zararlı asidik gıdalar olduğunu da unutmayalım. Linke tıklayarak zararlı asidiklere bir göz atabilirsiniz. Bunlardan uzak durun.

Çok zordur insanın hayatından ekmeği, makarnayı, böreği, tatlıyı çıkarması. Sabırla, ısrarla, inatla devam ettim. Sevmediğim sporların arasından bana hitap edeni buldum, ve canımın çektiği organik ve yararlı gıdalara asla dur demedim. Onları bolca yedim. Guliltenli gıdaları diyetimden çıkardım. Kekik, çörek otu yağı ve tahin de sonradan öğrendiğim için bir ay kadar sonra azar azar abartmadan onları da diyetime ekledim. Ama asıl ağrılarımı geçiren üç SSS idi.

Sonuç

Sonuç şaşırtıcı ve hızlı oldu gerçekten. Ben de anlamadım, fibromiyaljiyi nasıl yendim ? Bu kadar hızlı dönüt beklemiyordum. Sporla birlikte huzursuz bacak sendromu ataklarım çok seyrekleşti ve aşırı hafifledi (bir ayda sadece bir defa çok hafif anlık yokladı beni ve kayboldu, hala da ortalıkta yok :)Tamamen ortadan kalkacağına inancım var. En önemlisi de dayanılmaz ağrılarım beni ziyarete gelirken tüm düğmelerini ilikleyip iki büklüm minnetle yokluyorlar 🙂 ve beni hızlıca zengin kalkışıyla terk ediyorlar. 🙂 Diyeceğim o ki; ağrılar arada bir yoklayacak gibi oluyor, eyvah ! diyorum geldi, sonra hiç sebepsiz ani olarak beni terk edip gidiyor. Şaşırıp kalıyorum.

On yıldır var olan, dört yıldır ağır hissettiğim ve son bir yıldır dayanılmaz hale gelen ağrılarım, üç SSS ye başladıktan on gün sonra hafifledi. Ağrılara eşlik eden yan rahatsızlıklarım , buna paralel olarak, huzursuz bacak sendromu ve huzursuz bağırsak sendromu neredeyse tamamen beni terk etti. Böylelikle yoldayım biliyorum.

Kimseyi böyle ağır ve çaresiz rahatsızlıkta yanlış yönlendirmeyi istemem, nadide , çok kıymetli doktorlarımızdan soğutmak da istemem, ama bunları bizzat yaşadım.

Son zamanlarda SİBO nun duyulması ve fibromiyalji vakalarının artmasıyla tıpta arayışlar da arttı. Ben gidemesem de faydalı olabilen doktorları duymaya başladım. Sayıları oldukça az olsa da bizim için kendini geliştiren, araştıran doktorların varlığını bilmek bana güven veriyor. İnanıyorum bir gün tedavisi bulunacak. Hatta aşısı için bile uğraşıların olduğunu duydum. Bu alanda emek veren ve bu hastalığı küçümsemeyen tüm doktorlarımıza minnettarlığımı da belirtmek isterim. Günde 60 hasta bakan doktorlara 45. sırada gidip de bana bir sihirbaz gibi doğru teşhisi koymasını beklemek çok büyük haksızlık olur. Yükleri çok ağır. Uzman doktorlar çok yoğun çalışıyorlar.

Velhasıl

Fibromiyaljinin her kişide farklı derecede olduğu ve tedavinin kişiye göre değiştiği unutulmamalıdır. İlk yapacağınız doktora gitmektir. Nitekim ben de fibromiyalji ismini ilk kez bir doktordan duydum. Burada anlattıklarımın hepsi tedavi için size uygun bir yöntem olmayabilir.. Herkesin hastalık seviyesi farklıdır. Önce doktora gitmek ve bunun fibromiyalji olduğundan emin olmak şart.

Yorumlarınızı ve yaşadıklarınızı bizimle paylaşırsanız bir çok kişiye de ışık tutmuş olacaksınız. Farklı çözüm yolları da olduğunu görmemizi sağlayacaksınız.

Fibromiyaljiyi nasıl yendim ? serüvenim bu kadardı. Herkese şifa dolu mutlu ve sağlıklı günler dilerim.

Bu konuyla ilgili daha farklı yerlerden bilgi almak isterseniz buraya tıklayın lütfen.

Sitemizde sağlık bölümünde kompozit dolgu ile ilgili serüvenimi de anlattım. Merak ederseniz buyrun.

“FİBROMİYALJİYİ NASIL YENDİM ?” üzerine 3 yorum.

Bir cevap yazın